Accor ve Booking.com, sürdürülebilirlik sertifikalarının hem bireysel hem de kurumsal seyahat pazarında otel tercihlerine etkisinin giderek arttığına dikkat çekiyor. Accor, 2030 yılına kadar otel portföyünün yüzde 75’inin üçüncü taraf sürdürülebilirlik sertifikasına sahip olmasını hedeflerken, Booking.com verileri sertifikalı tesislere yönelik talebin de güçlendiğini ortaya koyuyor.
Küresel konaklama sektöründe sürdürülebilirlik, otellerin operasyonel politikalarının ötesine geçerek misafir tercihlerini, kurumsal seyahat politikalarını ve satın alma kararlarını etkileyen önemli kriterlerden biri haline geliyor.
Accor ve Booking.com tarafından paylaşılan değerlendirmeler, bağımsız kuruluşlar tarafından verilen sürdürülebilirlik sertifikalarının oteller açısından yalnızca çevresel performansı belgeleyen bir unsur olmadığını, aynı zamanda tesislerin güvenilirliğini ve rezervasyon kanallarındaki görünürlüğünü destekleyen ticari bir araç haline geldiğini gösteriyor.
Booking.com’un 2026 Travel and Sustainability Report verilerine göre seyahat edenlerin yüzde 85’i sürdürülebilir seyahati önemli bulurken, yüzde 36’sı sertifikalı konaklama tesislerini tercih ettiğini belirtiyor. Seyahat edenlerin yüzde 41’i ise sürdürülebilirlik uygulamalarının daha açık şekilde anlatılmasının, daha sürdürülebilir seçeneklere yönelme olasılıklarını artıracağını ifade ediyor.
Sertifikalı Otellerde 100 Milyonun Üzerinde Geceleme
Sürdürülebilirlik yaklaşımının rezervasyon davranışlarına yansıması da dikkat çekiyor. Booking.com verilerine göre 2025 yılında sürdürülebilirlik sertifikasına sahip tesislerde 100 milyonun üzerinde oda geceleme rezervasyonu gerçekleştirildi.
Platformdaki sertifikalı tesis sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 22 artarak 28 bine ulaştı.
Sertifikasyonun özellikle kurumsal seyahat pazarındaki etkisi daha belirgin hale geliyor. 2025 yılında iş seyahati gerçekleştirenlerin yüzde 52’si, şirketlerinin seyahatlere yönelik bir sürdürülebilirlik politikasına sahip olduğunu belirtiyor.
Booking.com’un kurumsal seyahat tarafında gerçekleştirdiği bir test ise sertifikaların rezervasyon kararları üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik sertifikası rozeti gösterildiğinde, sertifikalı tesislerin toplam rezervasyonlar içerisindeki payının yüzde 15’ten yüzde 27’ye yükseldiği belirtiliyor.
Bu sonuç, sürdürülebilirlik kriterlerinin özellikle kurumsal satın alma ve seyahat politikalarında giderek daha fazla dikkate alındığını gösteriyor.
Accor 2030 İçin Yüzde 75 Hedefi Koydu
Accor da global otel portföyünde üçüncü taraf sürdürülebilirlik sertifikalarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını hızlandırıyor.
2025 yılı sonu itibarıyla Accor portföyündeki otellerin yüzde 57’si sürdürülebilirlik sertifikasına sahip bulunuyor. Grubun hedefi ise bu oranı 2030 yılına kadar yüzde 75’e çıkarmak.
Accor, otellerinin enerji ve su tüketimi, atık yönetimi, çalışan eğitimleri, misafir farkındalığı ve yerel toplumla ilişkiler gibi farklı alanlardaki performanslarının bağımsız standartlar doğrultusunda ölçülmesini ve belgelendirilmesini destekliyor.
Grup, uluslararası ölçekte Green Key ve Green Globe gibi sertifikasyon kuruluşlarıyla çalışırken, farklı pazarlarda bölgesel sertifikasyon programlarıyla da iş birlikleri yürütüyor.
Accor Chief Sustainability Officer’ı Coline Pont, sürdürülebilirliğin otel seviyesinde somut, görünür ve ölçülebilir olması gerektiğine dikkat çekerek enerji, su ve atık gibi temel göstergelerin düzenli olarak takip edilmesinin ve zaman içerisinde geliştirilmesinin önemini vurguluyor.
“Yeşil Aklama” (Greenwashing) Riski ve Güven Krizi
Tüketicilerin çevre bilincinin artması, konaklama sektöründe yüzeysel veya gerçeği yansıtmayan çevre iddialarını yani “yeşil aklama“yı en büyük risklerden biri haline getiriyor. Sadece otel broşürlerinde yer alan söylemler artık gezginleri ikna etmeye yetmezken; Green Key ve Green Globe gibi bağımsız ve periyodik denetimlerden geçen akreditasyonlar, otellerin güvenilirlik açığını kapatan en somut kalkan işlevi görüyor.
Bilinçli Lüks: Konfor ve Ekoloji Arasındaki Denge
Sektörün uzun süredir tartıştığı “sürdürülebilirlik uygulamalarının misafir konforunu kısıtlayacağı” algısı yerini “bilinçli lüks” kavramına bırakıyor. Tek kullanımlık plastiklerin kaldırılması, yapay zeka destekli gıda atığı yönetimi ve su tasarruflu armatürlerin kullanımı gibi uygulamalar, lüks segmentteki misafirlere artık bir eksiklik olarak değil, çevreye duyarlı ayrıcalıklı bir deneyim olarak sunuluyor.
Bölgesel Talep Farklılıkları
Sertifikasyon baskısı ve bilinci özellikle regülasyonların sıkı olduğu Avrupa pazarında doğrudan bir tercih sebebi oluştururken; Orta Doğu ve Asya gibi hızlı büyüyen turizm pazarlarında ise henüz lüks otel zincirlerinin öncülüğünde yeni yeni standartlaşan bir talep dalgası olarak şekilleniyor.
Sürdürülebilirlik Oteller İçin Ticari Avantaja Dönüşüyor
Accor’a göre bağımsız sertifikalar, otel yatırımcıları ve işletmecileri açısından sürdürülebilirlik hedeflerinin ötesinde ticari faydalar da sağlayabiliyor.
Sertifikalı tesisler doğrudan rezervasyon kanallarında, online seyahat acentelerinde ve kurumsal seyahat programlarında daha görünür hale gelirken; platformlardaki filtreler, sertifika rozetleri ve kurumsal otel listeleri sayesinde sürdürülebilirlik kriterlerine önem veren talebe daha kolay ulaşabiliyor.
Bu doğrultuda Accor, Booking.com ve sürdürülebilirlik veri yönetimi platformu BeCause ile birlikte yeni bir pilot çalışma da yürütüyor. Proje kapsamında otellerin mevcut bilgilerinden yararlanılarak Green Key başvurularının ve sürdürülebilirlik anketlerinin belirli bölümlerinin önceden doldurulması hedefleniyor.
Böylece otel ekiplerinin sertifikasyon sürecindeki idari iş yükünün azaltılması ve sürdürülebilirlik bilgilerinin farklı rezervasyon platformlarında daha tutarlı biçimde görünür hale getirilmesi amaçlanıyor.
Accor ve Booking.com’un ortaya koyduğu veriler, sürdürülebilirlik sertifikasyonunun otelcilikte yalnızca çevresel sorumluluk başlığı altında değerlendirilmediğini; misafir güveni, kurumsal seyahat talebi, dağıtım kanallarındaki görünürlük ve sonuç olarak otelin rekabet gücü üzerinde etkili olabilecek yeni bir ticari kriter haline geldiğini gösteriyor.”
Yatırım Maliyeti ve Geri Dönüş (ROI) Dengesi
Sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlamak otel yatırımcıları için başlangıçta ciddi bir altyapı, teknoloji ve belgelendirme maliyeti doğursa da, bu harcamalar uzun vadede güçlü bir geri dönüşe (ROI) dönüşüyor. Enerji ve su verimliliğinden elde edilen doğrudan tasarrufların yanı sıra, sertifikalı otellerin özellikle kurumsal seyahat pazarında elde ettiği yüksek doluluk oranları ve ortalama günlük oda fiyatlarındaki (ADR) artış potansiyeli, bu dönüşümü kârlı bir strateji kılıyor.
