Orman yangınları, suların azaldığı kumsallar, yeni bulaşıcı hastalıklar, kavurucu sıcaklar, seller, biyoçeşitlilik kaybı, karsız kalan kayak pistleri… Turizm sektörü, iklim değişikliğinin yarattığı ciddi sorunları son yıllarda giderek artan şekilde hissetmeye başladı.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), henüz 2008 yılında turizm sektörünün değişen iklim koşulları karşısındaki kırılganlığı konusunda uyarıda bulunmuştu. Fakat iklim değişikliği sorunun uzun yıllar dikkate alınmaması olumsuz sonuçların ortaya çıkmasını hızlandırdı. Bu durum turizm destinasyonları için gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açabilir. Ayrıca, uzmanların yıllardır öngördüğü gibi su kıtlığı ve aşırı sıcaklar popüler tatil bölgelerini cazip olmaktan çıkarabilir ve bunun sonucunda daha kuzeydeki turizm bölgelerine eğilim artabilir.
Aralık 2019’da UNWTO tarafından yapılan araştırmaya göre, turizmden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının 2030 yılına kadar 2016 seviyelerine göre %25 artması öngörülüyor. COVID-19 pandemisinde yapılan kısıtlamalar, 2020’de küresel olarak sera gazı emisyonlarında %7’lik bir azalmaya yol açmıştı. Fakat faaliyetler yeniden başladı ve iklimle değişikliğini önlemek için bir çaba gösterilmezse bu durumun maliyeti uzun vadede diğer krizlerin maliyetinden daha büyük olabilir. Bu sebeple turizmde iklim değişikliğine yönelik eylemleri hızlandırma ihtiyacı devam ediyor. UNWTO tarafından yayınlanan raporda turizmin gelecekteki sürdürülebilirliğinin sağlanması için sektörün düşük karbon yaklaşımını benimseyerek eyleme geçmesi ve 2030 yılına kadar emisyonların %50 azaltılması gerekliliği konusunda turizm paydaşlarının çoğunun hemfikir olduğu belirtiliyor.

Türkiye de iklim krizinden en çok etkilenen, tehlike altındaki ülkelerden biri. Akdeniz bölgesinde beklenmeyen hava olayları beraberinde aşırı yağışları da getirdiğinden oluşan sel, dere yataklarında ve vadilerde yapılan hayvancılık ve seracılık faaliyetlerini de olumsuz etkiliyor. Marmara ve Karadeniz’de deniz canlıları tehdit altında. Diğer bölgelerde ise, kuraklık su kaynaklarını azaltarak kısıtlama gerekliliği doğuruyor ya da iş yapamayan insanlar göç etmek zorunda kalıyor. Bununla birlikte özellikle sıcak iklimlerde orman yangınları büyük tehlike oluşturuyor. Bu sene; İzmir, Muğla, Aydın, Balıkesir, Antalya gibi pek çok ilimizde orman yangınları meydana geldi.
Yangınlar iklim değişikliğini önemli ölçüde etkiliyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde bu yıl meydana gelen yangınlarda yaklaşık 750 bin hektar alan küle döndü. Bu miktar geçtiğimiz son 15 yılda ortalama 260 bin hektar olarak ölçülmüştü. Bu durum iklim krizi tehlikesinin çok hızlı bir şekilde ilerlediğinin bir göstergesi. AB’nin Copernicus Atmosfer İzleme Servisi (CAMS), Avrupa’da yazın çıkan yangınların son 15 yılın en yüksek karbon salımına yol açtığını belirtiyor. 1 Haziran-31 Ağustos arasında geçen sürede AB ülkeleri ve İngiltere’de çıkan yangınların 6,4 megaton karbon salınmasına sebep olduğu, bu karbon miktarında en önemli payın Fransa ve İber Yarımadası’ndaki yangınlar olduğu söyleniyor. CAMS uzmanlarından Mark Parrington, yangınların özellikle güneybatı Avrupa gibi bölgelerde meydana geldiğine dikkati çekerek, bu durumun iklim değişikliği nedeniyle bitki örtüsünün daha kolay yanar hale gelmesinden kaynaklandığını belirtiyor.
Akdeniz tehlike altındaki bölgeler arasında
Birçok ülke bu yıl iklim değişikliğinin etkilerine maruz kaldı. İspanya’da Endülüs, Katalonya ve Aragon bölgelerinde çıkan yangınlarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Binlerce sakin ve turist tahliye edilmek zorunda kaldı. Fransa’da da kuraklık tarihi boyutlara ulaştı. Popüler bir tatil bölgesi olan Atlantik kıyısındaki Gironde bölgesi de dahil olmak üzere ülkenin dört bir yanında yangınlar çıktı. Kamp alanları alevler içinde, binlerce turist tahliye edildi ve otoyollar kapatıldı. Portekiz Algarve turistik bölgesi ise dengesiz hava şartları nedeniyle su sıkıntısı yaşıyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, nüfusunun önemli bir bölümünün yaşadığı Portekiz’in kıyı şeridi için de bir tehdit oluşturuyor. Yapılan bir araştırma 2050 yılına kadar Algarve’nin geniş alanlarının sular altında kalabileceğini gösteriyor. Bu durum turizmi olumsuz etkiliyor. Avusturya’da 39 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda bu yıl Viyana’daki turistler baygınlık geçirdi. Bu sebeple şehirde “soğutma bölgeleri”, “içme çeşmeleri” gibi çeşitli eylemlerle turistlerin serinlemesi sağlanmaya çalışıldı. Ayrıca buz mağaralarının artan sıcaklıkların ve azalan yağışların sonuçlarından ciddi şekilde etkilendiği biliniyor. Yunanistan’da Midilli adasında çıkan yangının sahil şeridine sıçraması tatil yapan turistlere korku dolu anlar yaşattı. İtalya’da Garda Gölü son 15 yılın en düşük su seviyesinde bazı adalar ve plajlar turistlerin tanınmayacağı hale gelmiş durumda. Bunun gibi pek çok ülkede orman yangınları, sel felaketleri, aşırı sıcaklar, kuraklık, biyoçeşitlilik kaybı, suların yükselmesi ya da azalması turizmi önemli ölçüde olumsuz olarak etkiliyor.
Turizm destinasyonlarını bekleyen iklim değişikliği riskleri

Kaynak: Hoegh Guldber, 2008 akt. Özkan ve Işık, 2021
Turizmde İklim Krizinin Etkileriyle Başa Çıkmak
Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2020 yılında “Tek Gezegen Vizyonu” adı altında bazı öneriler açıklandı. Söz konusu tavsiye kararları ile sürdürülebilirliğin sağlanması ve gezegenin refahının ve ihtiyaçlarının karşılanması için uygun ortamın oluşturulması hedeflendi. Bu belge kapsamında ayrıca turizm sektörünün BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Paris Anlaşması’nın hedeflerini desteklemesi gerektiği ifade edildi. UNWTO ise, Tek Gezegen Vizyonu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmenin, düşük karbonlu turizm gelişimine ve sektörün uluslararası iklim hedeflerine yönelik ilerlemeyi hızlandırmasında katkı sağlayacağını belirtti. Bu kapsamda ortaya konulan çözüm önerileri şunlardır:
- Turizmde sera gazı emisyonlarının ölçülmesi ve raporlanması
- Turizm faaliyetlerinin karbondan arındırılması için düşük karbonlu ulaşım ve altyapı çözümlerine yatırım yapılarak sektörde dirençliliğin artırılması
- Turizm sektörünü karbon azaltma faaliyetlerine dahil etmek
BM İklim Değişikliği Konferansı COP26’da açıklanan “Glasgow Deklarasyonu”nda ise kuruluşların 2030 yılına kadar emisyonları yarıya indirmesi ve 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmasına yönelik eylem planları yapılması talep ediliyor. Deklarasyon, “Tek Gezegen Sürdürülebilir Turizm Programı” çerçevesinde yer almakta ve amacı sektördeki sürdürülebilir tüketim ve üretimi artırmaktır. Bunu destekleyen imzacı kuruluşlar; 12 ay içinde iklim eylem planlarını sunmak, bunları uygulamak ve planları uygulama aşamasında “ölç, karbondan arındır, yenile, finanse et, işbirlikçi ol” temaları altında 5 taahhütü kabul ederler. Ayrıca kısa ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerleme ve alınan önlemler hakkında yıllık olarak kamuya rapor vermeleri bekleniyor. Şu ana kadar 500’den fazla kuruluşun Glasgow İklim Eylemi Bildirgesi’ni imzaladığı biliniyor. Bildirgede önlem alınması gereken beş öncelikli alan, enerji kullanımını ve su kullanımını sınırlamak, gıda israfını azaltmak, sürdürülebilir malzeme tedariki ve tek kullanımlık plastikleri kesmek olarak belirtiliyor.
İklim değişikliği tehlikesi artık göz ardı edilemeyecek boyuta ulaştı. Bu sebeple, öncelikle turizmde politikaların bu tehlikeyi göz önüne alarak gelişitirilmesi, turizm ve iklim uzmanları ile sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla çlışmalar yapılması, sektör çalışanlarına gerekli eğitimler verilmesi, bazı yaptırımlar uygulanması ve kamu bilincinin artırılması gibi önlemlerin alınması gerekiyor.

Biz ne yapabiliriz?
Dünyayı bekleyen bu tehlikenin önüne geçmek için bireysel olarak ta yapmamız gerekenler var. Enerji tasarrufu yaparak ve bazı alışkanlıklarımızı değiştirerek karbon salınımını azaltmak mümkün. Örneğin; günlük işlerimizde toplu taşıma araçlarını tercih etmektasarruflu ampul kullanmak, ısı yalıtımını güçlendirmek, mümkünse yenilenebilir enerji kaynağı kullanmak, sığır ve kümes hayvanların tüketimini azaltmak, plastik kullanımını azaltmak, turizm faaliyetlerinde ise; sürdürülebilir turizm ilkelerini esas almak, uçak yerine diğer ulaşım yollarını kullanmak, yerele sahip çıkmak, yeşili korumak ve çoğaltmak gibi sorumlu eylemlerle karbon ayak izimizi küçültebiliriz.
Kaynaklar
Özkan ve Işık (2021). İklim Değişikliğinin Turizm Destinasyonlarına Yönelik Etkilerinin Turizm Türlerine Göre Sınıflandırılması
Demiralp, M. (2022). İklim Değişikliğinin Turizm Üzerine Etkisi.
Martiny, J. (2022). Climate change: How harmful is tourism for the environment?
