İstanbul Bilgi Üniversitesi gastronomi kulübü Bi’Gastro’nun Mutlu Makarna işbirliğiyle düzenlediği etkinlikte ünlü şef Mehmet Yalçınkaya, santralistanbul Kampüsü’nde öğrencilerle buluştu.
İstanbul Bilgi Üniversitesi gastronomi kulübü Bi’Gastro, Mutlu Makarna işbirliğiyle gerçekleştirdiği etkinlikte ünlü şef Mehmet Yalçınkaya’yı santralistanbul Kampüsü’nde ağırladı. Öğrencilerle bir araya gelen Yalçınkaya, gastronominin dönüşümü ve şeflik yolculuğuna dair deneyimlerini paylaştı.
Etkinliğin açılışında söz alan Mutlu Makarna Pazarlama Müdürü Seçil Çelik, markanın köklü geçmişini, sürdürülebilir üretim anlayışını ve global başarı hikayesini öğrencilerle paylaştı. Çelik, “Sürdürülebilirliği işimizin merkezine alarak yüksek kaliteli ve erişilebilir ürünü 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyoruz. Türkiye’de yerli sermayeli en büyük makarna üreticisiyiz, dünyada ise beşinci sıradayız” dedi.
‘Sağlıklı bir toplumda insanların iyi beslenmesi gerekir’
Şef Mehmet Yalçınkaya, konuşmasına gastronomi alanının geçmişten bugüne geçirdiği dönüşüme değinerek başladı. Gastronomi alanının geçmişte küçümsenmesine rağmen, günümüzde sağlıklı bir beslenme kültürünün oluşmasında önemli bir rol üstlendiğine dikkat çeken Yalçınkaya, “Dünya şu anda obeziteyle mücadele ediyor; sağlıklı bir beslenme kültürünün oluşması için bilimsel veriler var ancak bunları uygulayabilecek insanlara ihtiyaç var. Yalnızca iyi aşçılar yetiştirmek yeterli değildir; sağlıklı ve güçlü bir toplum inşa edebilmek için insanların doğru ve iyi beslenmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de bir hanede en fazla 60 çeşit yemek piştiğini belirten Yalçınkaya, “Çok üşengeciz. Bunun malzemeyle de alakası yok. Maalesef soframızda otomatiğe bağlanmış bir menü var. Bu menü de aslında biraz önyargılarla şekilleniyor” diye konuştu.
Mehmet Şef Genç Şef Adaylarına Tavsiyelerde Bulundu
Aşçılık mesleğiyle ilgili gençlere tavsiyelerde bulunan Yalçınkaya, “Yapamazsın diyenlere inat, hayal kuracaksınız ancak bu hayallerin ayakları yere basmalı ve mantıklı olmalı. Çılgınlık ile mantıksızlığı birbirine karıştırmamak gerekir; bunlar birbirinden çok farklı şeylerdir.” dedi.

Mesleki gelişimde disiplin ve deneyimin önemini vurgulayan Yalçınkaya, “Mutfak sadece yemek yapılan bir yer değildir; insanı da pişirir, karakterini törpüler ve şekillendirir. Yemekle birlikte pişersiniz. Ateşten geçmeden şef olunamaz; iyi pişmez ve işinizde iyi olmazsanız her zaman yarım kalırsınız. İyi pişin, yoğrulun ve tecrübelenin; bu çok değerli bir süreçtir. Bu işe emek verirken size emek verenleri de unutmayın. Bu süreçte egolarımızdan arınırız; egodan arınmanın en önemli sebebi ise ustaya duyulan saygıdır” dedi.
‘Kendi mutfağını bilmeyen, farklı kültürlerin yemeklerine adapte olamaz’
Gastronomide yalnızca ticari kaygıların değil, aynı zamanda misyon ve hikayenin önemine vurgu yapan Yalçınkaya, “Bir restoran açarken ticari taraf elbette önemli ancak asıl önemli olan bir hikayenizin ve misyonunuzun olmasıdır; ben Türk mutfağının bir misyoneriyim. Kendi mutfağımızın ürünlerinin kalitesini, standardını ve değerini korumak ve anlatmak zorundayız. Kendi mutfağınızı her yerde temsil edin; donanımlı olun ve hikayelerimizi öğrenin. Kendi kültüründeki yemekleri bilmeyen ve öğrenmeyen biri, farklı kültürlerdeki yemeklere adapte olamaz.” dedi.
