Oğuz Isıgöllü’nün kaleminden, teknolojik ve toplumsal dönüşümlerin içinde büyüyerek iş hayatında dayanıklılığı, uyumu ve liderlik gücünü temsil eden altın nesil X Kuşağı…
Ben X kuşağının bir temsilcisi olarak, bu kuşağın iş hayatının altın nesli olduğunu düşünüyorum. Bu kuşak yokluğu görmüş, değişimi yaşamış ve dönüşüme ayak uydurmuş bir nesildir. Bugün iş dünyasında hâlâ bu kadar değerli görülmelerinin temel nedeni de budur.
X kuşağı yaklaşık 1965-1980 yılları arasında doğanları kapsıyor. Bu insanlar bugünkü gibi teknolojinin merkezde olduğu, bilgiye anında ulaşılan, hayatın çok hızlı aktığı bir dönemde doğmadılar. Tam tersine, neredeyse sıfır noktasındaki bir dünyaya geldiler. Evlerdeki teknoloji siyah beyaz, tek kanallı televizyon ve kısa dalga radyodan ibaretti. İnternet yoktu, cep telefonu yoktu, hatta birçok evde sabit telefon bile yoktu, bilgisayarlar hayatın içinde değildi. Bilgiye ulaşmak için kütüphanelere gidilir, araştırma yapılırdı. Bugünün gençleri gibi eve kapanan değil, eve girmek istemeyen çocuklardı.
Bu kuşak sadece teknolojik değişimi değil, ekonomik ve toplumsal değişimi de birebir yaşadı. Dünyada büyük siyasi dönüşümler, ekonomik krizler, savaşlar, ülkelerin ve ittifakların ayrılmaları, birleşmeleri, rejim değişiklikleri ve küreselleşme süreçleri yaşandı. Türkiye’de de çok önemli değişimler oldu. Ekonomik krizler, siyasi krizler, darbeler, yüksek enflasyon, toplumsal dönüşümler ve farklı dönemlerin zorlukları bu neslin hayatına doğrudan dokundu. Değişimi bizzat yaşayarak gördüler.
Hatta bu nesil paranın bile nasıl anlam değiştirdiğini yaşayarak gördü. Çocukken kuruş kullandılar. Sonra yıllar içinde paralar milyon oldu, milyar oldu. 1 milyon liranın sıradan bir rakam gibi kullanıldığı dönemleri yaşadılar. Daha sonra paradan sıfırlar atıldı ve tekrar kuruş kullanılmaya başlandı. Böyle bir süreci yaşamış bir nesil, doğal olarak paranın, emeğin, tasarrufun ve kaynakların değerini iyi biliyor. X kuşağını özel yapan en önemli noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Bu nesil sıfır noktasından başlayıp bütün bu değişim ve gelişimleri bizzat yaşadı. Yokluğu da biliyorlar, bugünün hızını da anlıyorlar. Mektup dönemini de yaşadılar, e-postayı da öğrendiler. Ansiklopediyi de kullandılar, bugün yapay zekâyı da kullanıyorlar. Bu yüzden bu kuşak deneyimli, uyumlu, dayanıklı ve gerçek anlamda gelişime açık bir kuşaktır. Hayal kurmasını da bilir, mücadele etmesini de.
Bu yaşanmışlık onlara çok önemli özellikler kazandırdı. Krizlere karşı daha dirençli oldular. Çözüm odaklı oldular. Sabırlı oldular. Araştırmacı oldular. Sebat etmeyi öğrendiler. Küçüklerini seven, büyüklerini sayan, ülkesine ve milletine bağlı, değer bilen, sorumluluk duygusu güçlü bir nesil oldular.
X kuşağından sonraki kuşaklar teknoloji çağında doğdu. Birçok şeyi hazır buldular. X kuşağından önceki yaş gruplarında olanların bir kısmı ise teknolojik dönüşüme tam uyum sağlayamadı ve artık iş hayatından çekilmeye başladılar. Dolayısıyla bugün 45-60 yaş aralığındaki X kuşağı profesyonelleri, sayıları giderek azalsa da, iş dünyasını yönetmeye ve yönlendirmeye devam ediyor.
Bu kuşağın bilgi birikiminden, deneyiminden ve liderlik gücünden, iş dünyasından tamamen çekilene kadar en iyi şekilde faydalanmak gerekir. Çünkü bu nesil sadece çalışan değildir. Aynı zamanda dünyanın, Türkiye’nin ve kurumların hafızasıdır, zor zamanların denge unsurudur ve genç kuşaklar için adeta bir okul niteliğindedir. Bugün birçok genç yönetici farkında olsa da olmasa da, bu kuşağın açtığı yoldan ilerliyor.
Ben bunu en çok kendi çalıştığım ve deneyim sahibi olduğum sektörler olan hizmet sektöründe, otellerde ve alışveriş merkezlerinde görüyorum. Çünkü bir otelin veya avm’nin yönetimi sadece başına bir kişi koymakla olmuyor. İçeride insana dayalı onlarca, hatta yüzlerce değişken var. Misafir memnuniyeti, ekip yönetimi, kriz yönetimi, operasyon yönetimi, gelir-gider yönetimi, marka standardı, şikâyet yönetimi, departmanlar arası uyum ve benzeri birçok faktör var. Kısacası otel veya avm yönetimi, insanla insanın yönetildiği ve insana hizmet edilen çok yönlü bir denge ve deneyim işidir. Özellikle 45-50’li yaşların altındaki yeni nesil yöneticilerin, X kuşağının yaşadığı dönemleri, geçtiği zorlukları, kazandığı refleksleri ve yaşanmışlıkları aynı şekilde bilmesi ve bu özelliklere sahip olması kolay değil.
Bir misafir krizini doğru yönetmek, dağılmak üzere olan bir ekibi toparlamak, yoğun sezonda sistemi ayakta tutmak, düşük sezonda motivasyonu korumak, yatırımcı beklentisi ile operasyon gerçekleri arasında denge kurmak kolay işler değildir. Bunlar sadece teknik bilgiyle değil, yaşanmışlıkla, sabırla ve güçlü insan yönetimiyle mümkündür. İşte X kuşağını değerli yapan biraz da budur. Özellikle otelcilik gibi insan unsurunun merkezde olduğu sektörlerde bu fark çok daha net görülüyor.
Bu yüzden bugün birçok işletmede, özellikle yönetim kademelerinde, X kuşağına olan ilginin arttığını düşünüyorum. İşletmeler tecrübeli, sabırlı ve güvenilir ellere ihtiyaç duyuyor. Özellikle insan odaklı sektörlerde deneyim, hâlâ en önemli ve fark yaratan sermayelerin başında geliyor. Bana göre X kuşağı da tam bu nedenle geçmiş ile gelecek arasında kurulmuş en güçlü köprülerden biridir. Bu nesil sıfır noktasından gelip bugünün dijital hayatını yaşıyor. Değişimi bizzat yaşayarak gördü. Dayanıklı, uyumlu, sabırlı, kanaatkar ve değerlidir. İş dünyasının, sayıları giderek azalan bu altın neslin kıymetini çok iyi bilmesi gerektiğini düşünüyorum.
