İklim değişikliği sebebiyle yüzyılın sonunda dünyadaki buzulların yarısının yok olması bekleniyor. Bu durum, sadece büyüleyici doğal güzelliklerinin kaybolmasına değil, aynı zamanda artan su kıtlığına ve doğal afet riskine de yol açacak.
ABD’li bilim insanları, yeni uydu görüntüleri kullanarak iklim değişikliği senaryolarının olası etkilerini ortaya koydu. ABD’deki Carnegie Mellon Üniversitesi’nde inşaat ve çevre mühendisliği profesörü olan David Rounce, küresel sıcaklık artışının mevcut şekilde seyretmesi halinde 2100 yılında karadaki buzul kütlesinin yüzde 32’sinin, buzulların ise yüzde 68’inin kaybolacağını bildirdi.
Rounce, buzullardaki bu erimenin deniz seviyesindeki artışı 115 milimetreye kadar çıkarabileceği kaydedildi. Araştırmacılar, küresel sıcaklık artışının uluslararası toplumca belirlenen 1,5 santigrat derece seviyesinde tutulması halinde dahi buzul kütlesinin yüzde 26’sının yok olabileceğini gözlemledi.
Rounce, en iyi senaryonun bile Paris iklim anlaşmasının 1,5 santigrat derecelik artış hedefine ulaşmada yetersiz kalacağını ve Orta Avrupa’nın 2100 yılına kadar “buzulların kütlece yüzde 85’ini, sayıca yüzde 83’ünü” kaybetmeye mahkûm olduğunu dile getirdi.
Ayrıca 2100 yılı itibarıyla küresel sıcaklık artışının Birleşmiş Milletler’in (BM) öngördüğü gibi 2,1 ve 2,9 santigrat derece aralığında olması halinde Avrupa, Batı Kanada, ABD ve Yeni Zelanda’da dağ buzullarının neredeyse tamamının yok olabileceği bildirildi.
Dünya genelinde 2 milyar kişinin temiz su ihtiyacı, karadaki 215 bini aşkın buzuldan elde ediliyor ancak buzullardaki erime, deniz seviyesinin artmasına sebep olduğu için deniz kenarında yaşayan milyarlarca insana tehdit oluşturuyor.
Küresel eylem gerekli
Rounce, göreceğimiz bazı zararları hafifletmeye ve bunlardan kaçınmaya çalışmak için tüm ülkelerin Paris Anlaşması kapsamındaki karbon emisyonlarını azaltma taahhütlerini yerine getirmek için harekete geçmesinin “hayati” olduğunu söyledi. Raporun ortak yazarlarından Huss ise, dünyanın her yerinde emisyonları azaltmak için hem ekonomik hem de sosyal olarak birçok alanda değişiklik yapılması gerektiğinin altını çizerek “En önemlisi, gerçekten bunu sadece ulusal düzeyde değil, küresel bir topluluk olarak yapmamızdır” dedi.
Çalışma, “Science” dergisinde yayımlandı.
Kaynak: AA
