Yunanistan hükümetinin açıkladığı yeni turizm planı kapsamında, bazı adalarda konaklama kapasitesine sınır getirilecek, kıyı bölgelerinde ise yapılaşmaya yönelik daha sıkı kurallar uygulanacak.
Hükümetin kamuoyuna sunduğu “Özel Mekansal Turizm Çerçevesi”, turizm yatırımlarını daha kontrollü hale getirirken doğal alanların korunmasını öncelikli hale getiriyor. Yeni plan kapsamında bazı ada bölgelerinde konaklama kapasitesine sınır getirilecek, kıyı şeritlerinde ise yapılaşmaya yönelik daha sıkı kurallar uygulanacak.
Turizm Bakanı Olga Kefalogianni ile Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavrou tarafından açıklanan düzenleme, turizm faaliyetlerinin hangi bölgelerde ve hangi koşullarda geliştirileceğine dair yeni kriterler getiriyor.
Plan kapsamında özellikle ada destinasyonlarına yönelik özel uygulamalar dikkat çekiyor. Santorini başta olmak üzere yoğun turist ağırlayan bölgeler için yeni kontrol mekanizmaları oluşturulurken, ülke genelindeki turizm alanları ilk kez yoğunluk durumuna göre beş ana kategoriye ayrılacak. Bunlar; aşırı yoğun bölgeler, gelişme potansiyeli taşıyan alanlar, ada destinasyonları, ana kara bölgeleri ve özel koruma statüsüne sahip alanlar olarak sınıflandırılacak.
Aşırı turist yoğunluğu yaşanan bölgelerde daha katı kısıtlamalar uygulanırken, çevre dostu ve sürdürülebilir turizm kriterlerine uygun yatırımlara ise teşvik sağlanacak. Yetkililer, bu modelle hem turizm gelirlerini korumayı hem de doğal ve kültürel mirası gelecek yıllara taşımayı amaçlıyor.
Düzenlemenin öne çıkan maddelerinden biri de adalardaki turist yatağı kapasitesinin bölgenin taşıma gücüne göre sınırlandırılması oldu. Ayrıca kıyı şeritlerinin ilk 25 metresinde kamu yararı dışında yeni yapılaşmalara izin verilmeyecek. Hükümet, bu adımlarla kıyı ekosistemini korumayı ve doğal yapının zarar görmesini önlemeyi hedefliyor.
Yeni çerçevede tarihi yerleşimler, arkeolojik alanlar ve koruma altındaki doğal bölgeler için de ek tedbirler uygulanacak. Yetkililer, turizmde büyümenin ülkenin tarihi dokusuna zarar vermeden sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, yeni modelin uzun vadeli sürdürülebilir kalkınmayı esas aldığını ifade ediyor.
