Antalya 15 günde 325 bin turist ağırladı

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında normalleşme adımlarının atılmasıyla Antalya’da turizm hareketlenmeye başladı. Önce iç pazarın açılması, ardından da uçak seferlerinin başlamasıyla dış pazarda da canlılık yaşanıyor. 

Havalimanında ve otellerde “Güvenlik Turizm Sertifikası” kapsamında Kovid-19’a karşı alınan yoğun tedbirler tavizsiz uygulanıyor.

Kent Konseyi Turizm Grubu Başkanı Recep Yavuz, Türkiye ile Rusya arasında 1 Ağustos’ta aktarmalı, 10 Ağustos’ta da direkt uçuşların başlamasıyla kentte turizm sezonunun açıldığını söyledi.

Antalya’ya bugün 126 uçakla 29 bin 479 turist geldiğini aktaran Yavuz, dün ise 182 uçakla 43 bin turistin kente ulaştığını bildirdi.

Hafta sonu Antalya’ya havayoluyla 72 bin 479 turist geldiğini belirten Yavuz, bugün dış hatlardan gelen 29 bin 479 turistin 14 bin 600’ünü Rusların oluşturduğunu kaydetti.

Ayrıca bugün 5 bin 656 Ukraynalı, 3 bin 784 Alman, bin 831 de İngiliz turistin kente geldiğini bildiren Yavuz, “1-15 Ağustos arasında kentimize 325 bin turist geldi. Bu turistlerin 106 bini Rusya’dan, 74 bini Ukrayna’dan, 48 bini Almanya’dan, 36 bini de İngiltere’den.” dedi.

Antalya’nın 31 ülkeden misafir ağırladığını vurgulayan Yavuz, kente gelen turistlerin büyük bir bölümünü Rusların oluşturduğunu söyledi.

Almanya’nın da kısıtlamaları kaldırdığını anımsatan Yavuz, bu pazardan da gelecek günlerde yoğunluk beklediklerini bildirdi.

Antalya’nın güvenli turizm destinasyonları arasında yer aldığına işaret eden Yavuz, bu açıdan tedbirlerde asla taviz verilmemesi gerektiğini dile getirdi.

yazarlar
18 Eylül 2024Gündem / TURİZM / YazarlarBu yıl Avrupa’nın en popüler turistik destinasyonlarında aşırı turizme olan tepkilerin büyük ölçüde arttığı görüldü. Yerel sakinler birçok protestolar düzenledi ve destinasyon yönetim örgütleri aşırı turizmle mücadele etmek için çeşitli önlemler aldığını açıkladı. Turistler ise aşırı turizmin olduğu destinasyonlardaki yoğunluk sebebiyle tatmin edici bir memnuniyet yaşayamamakla birlikte, yerel halkın olumsuz tepkilerine maruz kaldı. Yazımızda, bu yıl sıkça gündeme gelen ve sürdürülebilir turizm için ciddi bir tehdit oluşturan aşırı turizm konusunu kısaca ele aldık. AŞIRI TURiZM NEDİR VE NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR? Aşırı turizm, turizmin mevsimselliği sonucu yoğunluk yaşanan destinasyonlarda yerel halkın ve  bölgenin refahını ve yaşamsal imkânlardan yararlanmayı olumsuz yönde etkileyen ziyaretçi sayısındaki artış olarak tanımlanır. Aşırı turizmde bölgenin doğal karakterini, kendine özgü yapısını kaybettiği düşüncesi hakimdir. 1960’lı yıllarda destinasyonlara yönelik talep artışı aşırı turizm kavramını ortaya çıkarmış ve turizmin destinasyonlar üzerindeki negatif etkileri konuşulmaya başlanmıştır. 1980’lere gelindiğinde ise bu konu “taşıma kapasitesi” kavramı ile farklı boyutlarda ele alınmıştır. TURİZMDE TAŞIMA KAPASİTESİ Aşırı turizmin olumsuz etkileri iki yönlüdür. Sorunun bir tarafında yerel halk, öbür tarafında ise turistler bulunur. Turizm taşıma kapasitesi ise, bir destinasyonunun yerel halkın ve turistlerin refahını bozmadan taşıyabileceği maksimum turist sayısı olarak ifade edilmektedir.  Turizmde taşıma kapasitesi; çevresel, fiziksel, ekonomik, psikolojik ve sosyal taşıma kapasitesi olarak beş sınıfta ele alınmaktadır. Çevresel taşıma kapasitesi, turizm faaliyetleri sebebiyle doğal kaynaklara verilebilecek olası etkilerin belirlenmiş sınırı şeklinde tanımlanmaktadır. Fiziksel taşıma kapasitesi, aynı anda ve belirli bir zamanda turizm altyapısının kaldırabileceği ziyaretçi sayısı, fiziksel kaynaklardaki yıpranmanın çevresel problemleri doğuracağı sınır olarak ifade edilmektedir. Ekonomik taşıma kapasitesi, turizm faaliyetleri sonucunda meydana gelen ekonomik yapıdan, yöre halkının en üst seviyede faydalanmasını sağlayacak maliyet ve fayda arasındaki dengeyi göstermektedir. Psikolojik taşıma kapasitesi, turistlerin anlayışla ve menuniyetle karşılayabileceği yoğunluk düzeyinin sınırını belirtmektedir. Sosyal taşıma kapasitesi ise, yerel toplulukların sosyal ve kültürel yapısının, turizmden olumsuz etkilenmeden sürdürülebileceği sınırları ifade etmektedir. AŞIRI TURİZM İLE MÜCADELE Aşırı turizmden kaynaklanan sıkıntıların ve taşıma kapasitesinin aşılmasının nedeni genellikle plansızca gelişen turizmdir. İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin son yıllarda giderek artmasıyla da taşıma kapasitesi kavramı giderek her alanda daha fazla önem kazanmaktadır. İnsanlığın bilinçlenmesi ve doğaya duyarlılığının artması ile turizmde bu konuda alınan önlemler artmaktadır. Aşırı Turizmle Mücadele ve Sürdürülebilir Turizm Stratejileri Ziyaretçi Sayılarını Sınırlama Altyapı Geliştirme Bilinçli Turizm Kampanyaları Alternatif Turizm Rotaları Avrupa’nın en popüler turistik destinasyonlarında, de-marketing, giriş ücretleri ve turist vergileri gibi düzenlemelerle turist sayısı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Sakin yerleri tercih etmek ya da popüler destinasyonların yoğun olmayan dönemlerinde seyahat planlamaları yapmak ise, turist olarak aşırı turizmin olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olabilecektir. Ayrıca popüler olandan çok, yerel olana eğilim göstermek hem daha zengin bir deneyim yaşanmasına olanak tanımakta, hem de yerel ekonomiye katkı sağlayabilmektedir. Popüler turistik alanlardaki baskıyı hafifletmek için, alternatif turizm rotaları ve daha az bilinen destinasyonlar tanıtılabilir. Bu, turist akışını dağıtarak aşırı yoğunlaşmayı önlemeye yardımcı olabilir. Aşırı turizm, destinasyonların sürdürülebilirliği açısından tehdit oluşturmaktadır. Hem yerel halkın refahını hem de doğal ve kültürel mirasın korunmasını sağlayarak bu tehditlerle başa çıkmak için, taşıma kapasitesinin doğru bir şekilde belirlenmesi ve yönetilmesi büyük öneme sahiptir.   Editor About the Author Latest Posts KÜLTÜRPARK’TA BÜYÜK BULUŞMA: İZKİTAP BAŞLIYOR 18 Nisan 2026 BOMONTİ’DE DENEYİM ODAKLI GASTRONOMİ YÜKSELİŞTE 18 Nisan 2026 ŞEHİRLERDE ALAN DARALIYOR: MİKRO-MİMARLIK %30 VERİM VADEDİYOR 18 Nisan 2026 ŞANLIURFA’NIN DÜNYA GASTRONOMİ ŞEHRİ ADAYLIĞI İSTANBUL’DAN DÜNYAYA DUYURULACAK 18 Nisan 2026 SIRENA SUPERYACHTS 42M İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI 18 Nisan 2026 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Editor Biyografinin Tamamını Gör [...]
16 Şubat 2024Gastronomi / Gündem / Raci Bostancı / Şarap Kültürü / UZMAN GÖRÜŞÜ / YazarlarGastronomi, yiyecek ve içecek sanatının tümüne verilen bir terim olup, her türlü yenilebilir ve alkollü ya da alkolsüz olarak içilebilir gıda maddelerinin sunulduğu restoran, bar, ziyafet salonları hatta tüketime hazır paket servisler bu terimin unsurlarıdır. Tabii ki şarap, üretimi, sunumu ve yemeklere olan uyumlarından dolayı gastronominin en önemli unsurudur.Soslar ise, sunulan yemeğe lezzet katan, tabağı zenginleştiren ve tamamlayan, yemekle birlikte servis yapılan mayi kıvamında bir gastronomi maddesidir.  Gastronomi sanatında ise sos olmaksızın, yalın olarak servis edilen yemek türlerinin oranı sosla servis edilen yemeklere oranla çok daha düşüktür. Mutfakta uzman eller tarafından itina ile hazırlanan, yine profesyonel ellerde servisi yapılan yemeklerin çok önemli bölümü, o yemeğe uygun soslarla servis edilir.Yine yemek şarap eşleşmesi de gastronomi içinde en fazla merak gören ayrı bir kavramdır. Birçok kişi hangi tür şarabın hangi yemek ile uyum sağlayabileceğini merak etmektedir. Bu konuda bilinmesi gereken en önemli kural, şarap yemek eşleşmesinde sabit ve katı hiçbir kural olmadığıdır. Örneğin genç bir kırmızı şarap ile balık yenilebilir, ancak diğer taraftan balık ile kırmızı şarap kesinlikle damak zevkinize uygun düşmeyebilir de. Hele köri soslu yemekler ile hiç hoş olmaz. Yani köri, yumurta, çikolata gibi bazı gıda maddelerinin zararsız ama damakta zevk vermeyen etkilerini saymazsak genelde şarap yemek eşleşmesi bir sofra adabı olduğu kadar yine birbirlerini tamamlayan maddelerdir.Şarap yemek eşleşmesinde deniz ürünleri ile beyaz şarap, kırmızı etlerle kırmızı şarap bilinen ana temadır. Ancak bu ana temanın içinde çeşitlemeler çok fazladır. Balığın, etin, tavuk veya av hayvanının pişirilme tarzları onunla uyum içinde olan şarabın seçimini de zorlaştırıyor. Ancak bana göre en fazla, yemek ile birlikte servis edilen veya birlikte pişirilen soslar şarap seçimini biraz zorlaştırır. Yemeğin yanında servis edilen garnitürler de öyle. Zira yemekte sadece balık veya etin lezzeti değil aynı zamanda sos ve garnitürlerin de lezzetleri hissedilir durumdadır.Senelerce gastronomi denilen sanatın her bölümünde bulunmuş bir neferi olarak bu seri yazımda klasik şarap yemek eşleşmesine yeni bir boyut getirmek istedim. Bunun için öncelikle sosları tanımak gerekir. Uluslararası mutfaklarda kullanılan soslar temel yapılarına göre; Soğuk beyaz soslar, Sıcak beyaz soslar, Beyaz tereyağlı soslar, Sıcak kahverengi soslar, Makarna sosları, Salata sosları, olarak 6 ana grupta toplanır. Bu ana soslar yüzlerce sosun temel soslarıdır.   Soğuk beyaz sosların temelini Mayonez sos oluşturur. Yumurta sarısı, rafine yağ, hardal, limon suyu, sirke, tuz öncelikli kullanılan gıda maddelerdir. Mayonez 1 veya 2 dakika haşlanmış yumurta sarısına hardal ilave edilerek, iplik inceliğinde dökülen rafine yağını dikkatlice ve hızlı bir şekilde aynı yöne vurdurarak tutturulur. Çok az ilave edilen limon suyu ve sirke mayonezin kıvamını gevşetirken aynı zamanda beyaz renge döndürür.  Tartar sos – Tartare souce; Mayoneze sosa kornişon turşu, kapari, maydanoz ilavesi ile hazırlanır ve pane ve tava balıklar ile servis edilir. Bu durumda tartar sos ile servis edilen balıkların biraz daha fazla yağ çekeceğini de göz önünde bulundurursak daha fazla yüksek asitli, gevrek sek beyaz şaraplar ile uyumludur. Sauvignon Blanc iyi bir örnektir. Özellikle de Sancerre veya Pouilly-Fumé, yani Loire bölgesinin özelliklerini (terroir) almış bu iki iç bölge şarabı. Yerli Sauvignon Blanc için daha serin üretimlerin yapıldığı şaraplar daha uygun olabilir.   Kokteyl sos – Cocktail souce;  Mayoneze ketçap, brendi, hardal, limon suyu, Tobasco, Worcestershire sos ilavesi ile elde edilir. Estragon taragon otu opsiyondur, yoksa kullanılmaz. Kokteyl sos her ne kadar daha fazla karides kokteyllin ana sosunu oluşturursa da, yine de deniz mahsulleri ve sulandırılarak salatalarda servis edilir. Salatalarla herhangi bir şarap öneremem. Karides kokteyl veya yine deniz mahsulleri kokteyl ile serin bölgelerde üretilmiş, fazla değil 8 -10° C de soğutulmuş bir Chardonnay şarabı mükemmel uyumludur. Benim klasik favorim Chablis veya Pouilly Fuisse şaraplarıdır.Remulad sos – Remulade souce; Mayoneze ançüez, kornişon turşu, kapari, maydanoz ilavesi ile hazırlanır. Soğuk etler, tava ve pane balıklar ile servis edilir. İçinde ançüez bulunması nedeniyle bu sosta baskın lezzet balık lezzetidir. Bundan dolayı genç, gevrek beyaz şaraplar ile uyumludur. Bu soğuk etlerle de aynıdır. Balık ve et lezzetinin ortak bir armonisini oluşturduğundan benim önceliğim yine genç bir beyaz şaraptır. İkinci alternatif yine genç bir roze şarap olabilir.   Bin adalar sos – tousand island souce; Mayoneze ketçap, Fransız sos yoksa su, az kırmızı biber, maydanoz, rendelenmiş yumurta sarısı ilavesi ile hazırlanır. Fransız sos da toz şeker, ketçap, zeytinyağı, beyaz sirke ve kereviz tohumu karışımı ile hazırlanan bir salata sosudur.Bin adalar sos, deniz mahsulleri kokteylli ve daha fazla salatalarda kullanılan bir sostur. Salatalarda kullanılması durumunda bir şarap önerim yoktur. Deniz mahsullerinde ise kokteyl sos ile aynı şaraplar geçerlidir.   Bunlar dışında mayoneze ıspanak suyu, maydanoz püresi, hıyar turşusu, kapari, sirke ilavesi ile hazırlanan ve soğuk etler ve deniz mahsulleri ile servis edilen Yeşil sos, sos vert, Mayoneze kabuğu soyulup, çekirdeği çıkarılmış ince kıyılmış domates ilavesi ile hazırlanan ve tava ve pane balıklar, yumurtalarla servis edilen Ambassador sos (Ambassadeur souce),Mayoneze soğan, domates, maydanoz, ilavesi ile hazırlanan, tava, pane balıklar ve yumurtalarla servis edilen Tiroliyen sos (Tyrolienne souce) gibi birçok sos varsa da bunların çoğu köken olarak yukarıda yazdığım soslara uyumlu olduğundan aynı şarap önerileri geçerlidir.   Devem edecek… Gelecek yazı: Beyaz tereyağlı soslar ve Sıcak beyaz soslar ile şarap eşleşmesi.Raci BOSTANCIRaci Bostancı’nın diğer yazıları için linke tıklayınız. Raci Bostancı Kimdir?   Raci Bostanci About the Author Latest Posts Sommelier gözüyle şarap: Şarap sos eşleşmesi 1 16 Şubat 2024 Raci Bostancı: Benim Gözümden Şarap 26 Aralık 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 2 15 Kasım 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 5 Kasım 2023 Sommelier gözüyle şarap 6: Châteauneuf du Pape 30 Ekim 2023 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Raci Bostanci Biyografinin Tamamını Gör [...]
22 Ocak 2024Gündem / TURİZM / YazarlarPegas Touristik ve Southwind Airlines önderiliğinde Belarus’un başkenti Minsk’te seyahat acenteleri ile bir araya gelerek İstanbul’u da tanıtma fırsatı bulan Ramada by Wyndham Istanbul Sultanahmet Hotel Genel Müdürü Ferhat Keleş yaşadığı bu dört günlük deneyimi Hotel Restaurant Haber okuyucuları için kaleme aldı.   Belarus, namı diğer Beyaz Rusya Doğu Avrupa’nın ortasında yer alan, uzun süredir tur operatörlerinin radarında olmayan, ancak keşfedilmeyi bekleyen bir turizm destinasyonu olarak göze çarpmaktadır. Doğal Zenginlikler: Belarus, yeşil ormanları, gölleri ve nehirleriyle ünlüdür. Ülkenin çeşitli doğa rezervleri, kuş gözleme noktaları ve doğa yürüyüş parkurları, doğa severler için ideal bir destinasyon sunmaktadır. Belovezhskaya Pushcha Ormanı, ünlü Berezina Nehri ve Naroch Gölü gibi doğal zenginlikler, Belarus’un turistik çekiciliğini artırmaktadır. Kültürel Miras: Belarus, tarih boyunca farklı kültürlerin etkisi altında kalmış ve bu da zengin bir kültürel mirasa sahip olmasını sağlamıştır. Minsk’teki tarihi binalar, katedraller ve müzeler, ziyaretçilere ülkenin tarihini ve kültürünü keşfetme fırsatı sunmaktadır. Ayrıca, geleneksel Belarus mutfağı ve el sanatları da ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunmaktadır. Ülkede yiyecek-içecek fiyatları Türkiye’ ye oranla çok uygundur. Turistik Altyapı, İmkanlar ve Turizmdeki Potansiyel: Belarus, turizmi teşvik etmek amacıyla altyapı ve turistik imkanlara önem vermektedir. Minsk ve diğer büyük şehirlerdeki konaklama tesisleri, restoranlar ve tur rehberlik hizmetleri, turistlerin konforlu bir şekilde seyahat etmelerini sağlamaktadır. Pegas Touristik, Türkiye – Belarus turizminin karşılıklı olarak geliştirilmesi için Ramada by Wyndham Istanbul Sultanahmet Hotel ile ortak çalışmalar yapmakta, karşılıklı ziyaretler organize etmektedir. Bu bağlamda Belarus’ da hizmet veren seyahat acenteleri İstanbul’da Ramada by Wyndham Istanbul Sultanahmet Hotel’ de ağırlanmış olup, İstanbul’un tanıtılması, turizmin geliştirilmesi konusunda önemli bir organizasyona imza atmıştır. Rusya’ nın arka bahçesi gibi görülen Belarus’a, Ukrayna – Rusya savaşı sonrasında bazı yaptırımlar uygulanmış olup, ülkenin ulusal havayolu şirketi Belavia Airlines Ukrayna hava sahasını kullanamadığı için İstanbul – Minsk seferleri 5 saat 40 dakikada tamamlanmaktadır. Southwind Airlines kısa bir süre önce İstanbul – Minsk seferlerine başlamış olup yolculuk süresi 3,5 saat gibi kısa bir sürede tamamlanmaktadır. Southwind Airlines’ın bu hamlesi sonrasında iki ülke arasında turizm pazarının geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bilindiği üzere ülkemize en çok ziyaretçi gönderen ülkelerin başında Rusya gelmektedir. Ocak – Kasım 2023 tarih aralığında 6.083,696 kişi sayısı ile Rusya ziyaretçileri zirvede yer almaktadır. Ancak ülkemize en çok ziyaretçi gönderen ülkeler listesinde Rusya’ nın arka bahçesi diye nitelendirilen Belarus’ u görememekteyiz. Oysa ki; 25 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Belarus’u resmi olarak tanıyan ilk ülke Türkiye’dir. İki ülke arası gerçekleşen ziyaretlerde vize muafiyeti uygulanmaktadır. Belarus, keşfedilmeyi bekleyen, arafta kalan bir turizm cenneti olarak ön plana çıkmakta, ülkede yayınlanan Türk dizileri reyting rekorları kırmakta, Türkiye ve Türk insanına olan sevgilerini şehri gezerken her an rastlayabileceğiniz bir ülkedir. Doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve turistik altyapısıyla bu ülke, Doğu Avrupa’da yeni ve heyecan verici bir destinasyon olma potansiyeline sahiptir. Türkiye – Belarus Turizm pazarının geliştirmek için atılacak adımların çoğalması dileklerimle. Son olarak Belarus ziyaretiniz sırasında yapmanız gereken en önemli şey; Trafik kurallarını riayet etmeniz. Zira trafik kuralları konusunda da çok hassas bir ülke.   Ferhat Keleş Editor About the Author Latest Posts KÜLTÜRPARK’TA BÜYÜK BULUŞMA: İZKİTAP BAŞLIYOR 18 Nisan 2026 BOMONTİ’DE DENEYİM ODAKLI GASTRONOMİ YÜKSELİŞTE 18 Nisan 2026 ŞEHİRLERDE ALAN DARALIYOR: MİKRO-MİMARLIK %30 VERİM VADEDİYOR 18 Nisan 2026 ŞANLIURFA’NIN DÜNYA GASTRONOMİ ŞEHRİ ADAYLIĞI İSTANBUL’DAN DÜNYAYA DUYURULACAK 18 Nisan 2026 SIRENA SUPERYACHTS 42M İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI 18 Nisan 2026 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Editor Biyografinin Tamamını Gör [...]
12 Ağustos 2024Gündem / TURİZM / YazarlarEkonomiye büyük katkılar sağlayan turizm sektöründe başarıya ulaşmak ve sürdürülebilirliği sağlamak için destinasyon sadakati büyük bir rol oynamaktadır. Son yıllarda, hem dünyada hem de ülkemizde literatürdeki turizmle ilgili yapılan çalışmalar incelendiğinde; turizmin sürdürülebilirliği açısından çok önemli olan destinasyon sadakati konusu giderek daha fazla değer görmektedir. Çünkü turistlerin bir destinasyona yönelik sadakatin bileşenleri olan; tekrar ziyaret etme niyeti, olumlu görüşler aktarma, tavsiye etme gibi davranışlar sergilemesi; turizm geliri, turist sayısının artması ve sürdürülebilirliği sağlamak için büyük önem taşımaktadır. Özellikle tekrar ziyaret niyeti, tekrar gelen ziyaretçileri çekmenin ilk kez gelen ziyaretçilere göre daha düşük maliyetli olması nedeniyle turizm pazarlamasında arzu edilen bir olgu olarak kabul edilmektedir. DESTİNASYON SADAKATİ NEDİR? Destinasyon sadakati, ziyaretçilerin belirli bir turistik destinasyona olan bağlılığı doğrultusunda olumlu davranışlar gösterme ve bu destinasyonu tekrar ziyaret etmeye yönelik eğilimlerini ifade eder. Bu da turistin genel memnuniyet düzeyi ve mutluluğu ile doğrudan ilişkilidir. NEDEN ÖNEMLİDİR? Ekonomiye Katkı Sadık turistler, destinasyonu tekrar ziyaret ederek yerel ekonomiye gelir akışı sağlarlar. Bu, yerel işletmelerin büyümesine, istihdamın artmasına ve genel ekonomik kalkınmaya katkıda bulunur. İşletmeler ile sadık müşteriler arasında önceden bir iletişim olduğu için gerekli bilgiler işletmelerde bulunur. Bu sebeple doğrudan pazarlamanın avantajlarından faydalanma imkanına sahip olabilirler. Ayrıca, sadık turistler genellikle daha fazla harcama yapma eğiliminde olduklarından, destinasyonun ekonomik faydası daha da artar. Ağızdan Ağıza Pazarlama ve Tanıtım Sadık turistler bir destinasyon için ağızdan ağıza pazarlama yaparak daha fazla müşteriyi destinasyona çekebilir.  Ayrıca sadık turistler, destinasyon hakkında değerli geri bildirimler sağlarlar. Bu bildirimlerle başka turistlere ilham veren turistler, destinasyon imajına da olumlu yönde etki eder. Turizmin 12 Aya Yayılması Turistik destinasyonlar genellikle belirli mevsimlerde yoğun talep görürler. Sadık turistler, destinasyonları yılın farklı dönemlerinde de ziyaret ederek sezonsal dengesizliklerin azalmasına yardımcı olurlar. Bu da destinasyonun tüm yıl boyunca ekonomik olarak sürdürülebilir olmasını sağlar. Toplumsal Fayda Sadakat duygusu yerel halk ile turist arasında daha güçlü ilişkilerin gelişmesine imkan yaratır. Bu kültürel alışveriş hem yerel halkın hem de turistlerin daha anlamlı deneyimler yaşamasına sebep olarak toplumsal ve küresel bağları güçlendirebilir. DESTİNASYON SADAKATİNİ SAĞLAMAK İÇİN STRATEJİLER Turistlerin beklentilerini karşılamak yüksek kaliteli hizmet sunmak Ziyaretçilere özgün ve unutulmaz deneyimler sunarak, hafızalarında yer edinmek Sadakati oluştturmak ve kurulan bağı sağlamlaştırmak için turistlerle sürekli iletişimde olmak ve hizmetler hakkında bilgilendirmek Turistlerin geri bildirimler doğrultusunda iyileştirmeler yapmak, şikayet yönetimini doğru uygulamak Sonuç olarak, destinasyon sadakati turizm sektöründe sürdürülebilir bir büyüme ve başarı için hayati öneme sahiptir. Turistlerin sadakatini kazanmak, sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal açıdan da büyük kazançlar sağlar. Bu nedenle, turistik destinasyonlar sadakati teşvik eden stratejilere odaklanarak ziyaretçilerine unutulmaz deneyimler sunmayı hedeflemelidir.     Editor About the Author Latest Posts KÜLTÜRPARK’TA BÜYÜK BULUŞMA: İZKİTAP BAŞLIYOR 18 Nisan 2026 BOMONTİ’DE DENEYİM ODAKLI GASTRONOMİ YÜKSELİŞTE 18 Nisan 2026 ŞEHİRLERDE ALAN DARALIYOR: MİKRO-MİMARLIK %30 VERİM VADEDİYOR 18 Nisan 2026 ŞANLIURFA’NIN DÜNYA GASTRONOMİ ŞEHRİ ADAYLIĞI İSTANBUL’DAN DÜNYAYA DUYURULACAK 18 Nisan 2026 SIRENA SUPERYACHTS 42M İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI 18 Nisan 2026 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Editor Biyografinin Tamamını Gör [...]
15 Kasım 2023Gastronomi / Gündem / Raci Bostancı / UZMAN GÖRÜŞÜ / YazarlarGİN (CİN) Bölüm 2 Gin’in yükselişinde bazı firmalar ve kokteyllerin rolü. Devletin gin’e karşı en büyük darbesi 1729 senesinde başlar. Üreticiler ruhsat için 20 pound, galon başına da 2 Shilling ödemeye mecbur edilir. Bu para o dönemlerde büyük rakamdı. Ne var ki bu kadar kötü vergi politikasına rağmen 1733 senesinde yasal üretim 11 milyon galona (50 milyon litreye) ulaşır. 1850 – 1860 seneleri arasında bazı yan içeceklerin ve firmaların da gelişmesi sonucu gin giderek popüler olmaya başladı.   Gin’in gelişimde önemli olan firmalar ve üretimleri; Günümüzde tüketilen birçok Cin, Hollanda Cin’inden yani Jonge ve oude Jenever ya da Genever’den (genç yada yaşlı jenever) türemiştir. Plymouth Gin ve Old Tom Gin de aynıdır. Sloe Gin olarak adlandırılan Cin ise çakal eriği olarak adlandırılan bitki ile aromalandırılmış gin’dir. Bols: Hollanda’nın alkollü içki üretimi ile dünyaca ünlü bir firmasıdır. 1574 Senesinde Lucas Bols isimli şahıs, bu yeni içki için bir damıtma tekniği geliştirdi. Günümüzde Bols etiketli, özellikle likör ve diğer alkollü içeceklerin üreticisi olan firmanın kurucusu olan Lucas Bols o yıllarda ilaç-içkiyi sosyal bir içecek haline getirmiştir. Firmanın Genever üretimi dışında dünyaca ünlü çok çeşitli likörleri bulunmaktadır. Gordon’s Gin: 1769 senesi ünlü Cin markası Gordon’un ilk tohumlarının atıldığı sene olarak görülüyor. ‘Gordon’s Gin’in babası Alexandar Gordon babasını kaybettiği senelerde daha dört yaşlarındaydı. Dedesi onun yaşamını üstlenmişti. İlerleyen senelerde, 1769 da kuzeni Sussana Herbert ile evlendi. Bu evliliğin getireceği mutluluk ile Gordon & Company adlı şirketin ilk tohumları atıldı. 1822 senesi ise Gordon’s Gin’in yükseliş senesi olarak görülüyor. Gordon’s markası lider olmasa da o zamanların yaklaşık yarım düzüne kadar olan ünlü damıtıcıların arasına girmeyi başardı. Lider şirket ise en eski şirket durumunda olan Felix Booth şirketi. Gordon’s gin’in doğuş yeri olan Clerkenwell kasabası,  Cin damıtım şehri olarak bilinen Londra’nın isminin yayılmasını sağlayan en önemli faktörlerden birisi olmuştur.   Tenqueray Gin: 1830 senesi her ne kadar Tenqueray Gin’in doğuş senesi olarak görülse de, gerçeğinde öyküsü daha geçmişlere uzanmaktadır. Tenqueray ailesinin kökeni Fransa’ya dayanır. David Tanqueray 1701 yılında Manş’ı geçerek İngiltere’ye gelmiş, bu ülkede gümüş ve altın işleyerek çok kısa bir sürede saygın bir kuyumcu olmuştur. Tanqueray’ın kazandığı bu ün zamanla kraliyet çevresinde de benimsenip kral II. George’un kuyumcusu olmuştur. Ne var ki David Tanqueray ölünce ondan sonra gelen aile bireyleri aynı işle devam etmemişler, üç kuşak boyunca erkekler Bedfordshire’deki Tingrith bölgesinin papazları olarak görev almışlardır. İşte Charles Tanqueray bu aileden gelen bir papazın oğluydu ve ilk olarak değişik bir meslek arayışı içindeydi. İlk damıtım evini Londra’nın dışındaki kırlık bir yer olan ve şifalı suları ile ünlü Finsbury’de kurdu. Tenqueray gin de çok kısa bir süre sonra dünya pazarlarında aranır oldu. İlk siparişler 1847 yılında Jamaika baharat tüccarlarından geldi. Old Tom Gin:  1834, Özel yapım olan bu Cin tanınmaya başlandığı sene. O zamanlar çıkan bazı saçma faraziyelere göre bir Cin yapımı sırasında yanlışlıkla kazanın içine düşen bir kedi, üretilen Cin’e özel bir lezzet kattığı idi. Ancak saçma olan bu fikir yerini gerçek Tom hikâyesine bıraktı. Thomas Chamberlain isimli bir kişi Cin’e ilave ettiği özel katkı maddelerinden dolayı, diğer gin’lere oranla daha aromatik bir Cin üretti. Bu ürünün ilk etiketi Boord’s Old Tom Gin olarak çıktı.   Plymouth Gin: Bu Gin’in gelişimi ünlü bir kokteyl olan Pink Gin ile birlikte olduğundan aşağıda kokteyl bölümünde Pink Gin olarak yazdım.   Gin’in gelişimde önemli olan kokteyl ve diğer içecekler; Gimlet: 1857 senesi Gimlet’in doğuşu. East India Company adlı şirketin kıdemli memuru, eşi ile birlikte ordu mensuplarına Hindistan’daki evlerinde bir parti verir. Mr. James Jackson’un şakacı olarak tanınan uşağı davetlilere bir kap içinde ilginç bir karışım sunar. Bu karışım Cin, misket limonu suyu (lime), şeker şurubu ve sudan oluşuyordu. Sıcaktan etkilenmemesi için soğuk tutulan bu karışımın üstüne bir de örtü konmuştu. Davetliler arasında beğeni kazanan bu karışıma keskinliğinden dolayı grup matkap ucu anlamına gelen Gimlet adını verdiler. Ancak günümüzde buz kullanıldığından dolayı su kullanılmıyor.   Pink Gin: Bu kokteylin oluşumu çok daha eskiye, Plymouth Gin’e dayanıyor. 1793 yılında Coates ailesi tarafından kurulan firmanın ürünleri ileriki yıllarda İngiltere Deniz Kuvvetleri tarafından bol beğeni kazanacağı gibi, yine ileriki yıllarda bulunacak olan Angostura sos ile karıştırılıp Pink Gin yapımı için bol miktarda tüketilecektir. Önceleri diğerlerine oranla daha fazla aromatik madde içeren Plymouth Gin’in reçetesi daha sonra değiştirildi. 2. Dünya Savaşı sonrası el değiştiren şirket, her ne kadar yeni isim ve yeni formülü ile daha hafif bir Cin ürettiyse de yine de önemli miktarda tüketici kayıpları oldu.   Angostura sos: Genellikle Angostura sos olarak söylenen Angostura bitter”, otlardan ve baharatlardan yapılmış, yemekler ve meşrubatlar için kullanılan yoğunlaştırılmış acılardır. Tarifi 1824 yılında Venezüela’da Simon Bolivar’ın ordusunda general ve cerrah olan Almanyalı Dr. Johann Gottlieb Benjamin Siegert tarafından geliştirilmiştir. Tarifin tam olarak neyi içerdiği ise bugün hala bir elin parmakları kadar kişi tarafından bilinmektedir. Angostra bitters’lar bugün çok sayıda satıcı tarafından üretilmektedir. Bunlardan bazıları içkiye angostra ağacının kabuğunu da eklemektedir, bunun sebebi ise etikete Angostra kelimesini ekleyebilmeyi yasal hala getirmektir, aksi halde House of Angostura ticari marka olarak kayıtlı olduğundan, kelimeyi eklemek meşru olmayacaktır. Angostro bitter’lar son derece yoğunlardır, normalde sek olarak içilmezler, içki ve yemeklere lezzet katmak için kullanılırlar, genellikle bir kaç damla yeterlidir. Karayip adalarında ve Venezüella’da yaşayan birçok halkın inancına göre Bitter’lerin baş ağrıları, karın ağrıları, grip hatta ishali bile tedavi gücü vardır.   Cin Tonik: Bu dünyaca ünlü karışım 1865 de gerçekleşmiştir. General Sir Archibald  Rolfe-Smythson, valilik temsilcisidir. Hindistan yolculuğu sırasınca keşfettiği bir ilacı, çevresindeki bazı doktor arkadaşlarına da tattırıyor. Cin ile birlikte oldukça beğeni kazanan bu ilginç ilaç giderek İngiltere de üretilmeye başlandı. İlk yapay soda yapımı teklifleri hükümete geldi ve Jacob Scsweppe şirketi ile karbondioksitli maden suyu üretmeye başladı. Sonraki senelerde bu sodaların içine kinin konularak ilaç olarak kullanılacak bu suya tonik adı verildi. İlerleyen senelerde ise şeker, bazı botanik bitki hülasaları ve limon katılarak bitter limon olarak Cin ile karıştırılıp içilmeye başlandı.     Raci Bostancı   Raci Bostancı kimdir? Raci Bostancı’nın diğer yazılarını okumak için linke tıklayabilirsiniz. Raci Bostanci About the Author Latest Posts Sommelier gözüyle şarap: Şarap sos eşleşmesi 1 16 Şubat 2024 Raci Bostancı: Benim Gözümden Şarap 26 Aralık 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 2 15 Kasım 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 5 Kasım 2023 Sommelier gözüyle şarap 6: Châteauneuf du Pape 30 Ekim 2023 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Raci Bostanci Biyografinin Tamamını Gör [...]
26 Aralık 2023Gastronomi / Gündem / Raci Bostancı / Şarap Kültürü / YazarlarDeğerli şarapsever ve turizm otelci dostlarım. Bu defa değişik bir yazım ile sizleri tanıştırmak istedim. 2000 li yılların başında, o dönemlerde daha internetin emeklemekte olduğu senelerde İnternet’te giriş sadece Süperonline ile gerçekleşiyordu. Kopmaların çok sık olduğu, tutunmak için büyük çabalar verilen Superonline servisinde birkaç tane de sohbet odaları vardı. Bu odalar içinde en gözde olan ve on binleri katlayarak aşan üyeleri ile edebiyat odasıydı. Edebiyat bölümü bazı günlerde herkesin katılacağı yazı veya sayfa dizaynına dayanan yarışmalar düzenlerdi. İşte o günlerde benim bu yazım fazlasıyla ilgi gördü ve birinci olup haftalarca gündemde kalmıştı. Bu metni daha sonra biraz daha güncelledim ama özünden uzaklaşmadım.Şarap denince insanların aklına alkollü bir içki türü gelir ancak unutmamak gerekir ki şarap öncelikle tabiatın bir meyvesidir. Onunla tanışmam 1970’li yıllarda Turizm Otelcilik sektörüne atılmamla oldu. O yıllarda şarap fazla bilinmiyordu. Özellikle Sheraton otelinde askerlik öncesi döneminde asistan sommelier olarak görev aldığımda şarapla da tanışmaya başlamıştım. Aslında asistan Sommelier, O dönemin ünlü maitre d’hotel’nin benim ortalıkta fazla görünmemem için yarattığı bir branş olduğunu tahmin ediyorum. Ancak bu pozisyon daha sonra Fransa’da rağbet gördü. Belki maitre d’hotel terimini bilmeyen arkadaşlar vardır. Bende biraz geç öğrendim. Fransızcada “yeme içme sanatını iyi bilen, devamlı frak giyen, olur olmaz her şeye sinirlenen, asla ayık gezmeyen, içecek bir şey bulamazsa bile flambe arabalarının içkilerini içen, tıknaz kişi” anlamında Fransızca bir kelime olup maitre d’hotel yazmasına karşın aslında metrotel olarak okunur. Ama neden öyle yazıldığı hakkında bir fikrim yoktur.O dönemlerde bir tür şov servisi olan ve adına Flambe denen alevli yemekler misafirin masasının yanında yapılırdı. Aslında Flambe Fransa’da acemi aşçıların çalıştığı restoranlarda uygulanmaya başlamış ve hızla bütün dünyaya yayılmış bir servistir. Ancak bu servisin yapılması beceri ister zira tehlikelidir. O dönemlerde özel dizayn edilmiş tüplü arabalar masaya yanaştırılır ve hemen misafirin yanında bu alevli yemekler yapılırdı. Benim ilk flambe yapmamdan sonra bu arabalarda çok önemli bir eksik olduğu saptandı ve otele yeni alınan arabaların iki yanına küçük 2 şer adet de yangın söndürücü takmışlardı. Aşağıdaki resimde benim ilk flambe yaptığım restoran görülmektedir.Şarap bütün uygarlıklarda en asil içki olarak ün yapmış, en çok içilen içki olmuştur ve bugün bile aynı konumunu korumaktadır. Şarap sadece alkollü bir içki olarak değil, aynı zamanda üzüm değerinde de önemli bir rol oynar. Özellikle büyük bağcı ülkelerde şarap öncelikle bir üzüm değerlendirme aracıdır. Ülkemizde ise benim sommelier olarak başladığım günlerde şarap, sadece yurt dışına gidip gelen, lobicilikte ilgi alanı uyandırıp hava atan kalın enseli beyefendiler ile sürdükleri kokulardan şarabın gerçek kokularını arka plana atan, onların müstakbel eşlerinin tekelindeydi. Bunun dışında ise şarap liseli yıllarımızdaki ilk hüzün gözyaşlarımızın, ilk terk edilişimizin, ilk sevdiğimizi zannetmişliğimizin, ilk…, ilk…, ilklerin (buradaki…lere kendi ilklerinizden birini koyabilirsiniz) bizimle paylaşımcısı olmuş, ya bir öğrenci içeceği ya da günümüzde varoş olarak adlandırılan sınıfın ucuz eğlencesi olarak kalmıştı.Gerçi hayatımda hiç babasından aldığı okul harçlığını şarap parasına yatıran, hatta şarabı içtikten sonra ölen bir köpek görmedim ancak nasıl olmuşsa olmuş, bu liselilerin ya da varoşların içtikleri şaraplara bugün bile geçerli olan “köpek öldüren” adını takmışlardı. Bu arada köpeklerin baş düşmanı olan Kötü kedi Şerafettin’in de favori içeceğidir.Devir değişti; şarap uzmanlığı her çevrede geçer bir yatırım haline geldi. Artık siz de bir şarap uzmanı olabilir ve birçok hoş insanla tanışabilirsiniz. Çevrenizdekilere o biçim hava atabilirsiniz. Her ne kadar birçok ansiklopediye bile sığmayan karmaşık bir yapı gibi görünse de, hayattaki bütün güzel şeyler gibi atla deve olmayan bir konudur şarap. Ancak biraz uğraşılırsa çok özel ve etkileyici bir havaya da sokulabilir. Yeter ki siz, diğer kişilerin bilmesi asla mümkün olmayan özel terim ve deyimleri, şarap sözlerinin arasına mantıklı bir şekilde serpiştirmesini becerebilin. Aynı bir flört devresi gibi, şarap da ana bir temanın sonsuz çeşitlemelerle daha keyifli ve zevk alınabilir hale getirilmesinden ibarettir. Ancak sözünü ettiğim zevk kaynağından farklı olarak şarap, sık sık flört değiştirmenin kesinlikle çok yararlı olduğu bir faaliyet alanıdır. Zira tanımadığımız bir flörtün! pardon şarabın tadından emin olmak istiyorsanız işi tesadüfe bırakmayın hemen deneyin derim. Flört değiştirme konusunda uzman sayılırım ve değiştirdiğim flörtlerin resimlerini de arşivlerimde saklarım. Bu flörtlerimin sadece bir kısmı yan tarafta görülmektedir.   “Eğer sözü edilen flörtün hangi oranda deneneceği tam olarak bilinse ve buna uyulsa, gerçekten sonsuza dek yaşanır, doktorlara ve mezarlıklara hiç ihtiyaç olmazdı…” (Bu benim uydurduğum bir atasözü ama bence cuk oturdu.)Yunanlılar ise Bacchus’ü (Bacchus = Dionysos) şarabın kaşifi olarak tanırlar. Dionysos şarap ve coşkunluk tanrısı olarak bilinir. Girit Nüfus Müdürlüğünden elde edilen o döneme ait bilgilere göre Thebai Kralı, Katmos’un kızı olarak bilinen Semele ile Zeus’un oğludur. Ancak bu birleşmeyi kıskanan Zeus’un gerçek karısı Hera, Semele’yi yok eder. Dionysos’u kurtaran Zeus onu baldırına yerleştirir ve erişinceye değin orada saklar. Böylece Dionysos ikinci kez doğar ve Nysa adındaki düşsel bir dağın perileri olan Bakkhalar tarafından büyütülür. Böylece doğanın özsuyunu simgeleyen Dionysos’un onuruna verilen Bacchanalia şenlikleri doğar. Bu şenliklerde Bacchalar adı verilen düşsel periler bir araya gelir, şarkılar söylenir kantolar oynanır, talk show’lar yapılır ve o senenin ilk şarapları tadılırdı.  Aşağıdaki mitolojik resimde Bakkhalar adı verilen düşsel perilerin yeni bir rekolte şarabın üretim sonrası verilecek şenliklere hazırlık dönemlerini gözlüyorsunuz. Boşuna hayal kurmayın, zira bu periler düşsel periler olup görülmezler.İzmir’in Bergama ilçesinde, Dionysos’u elinde salkımla gösteren MÖ 3.yüzyıla ait bir kabarta seramik eserin bulunması ve ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan kazılarda üzüm ve şarapla ilgili birçok motifin ortaya çıkarılması, Türkiye’de bağcılık ve şarapçılığın geçmişte önemli derecede gelişmiş olduğunun kanıtlarıdır. Ancak erken dönem sanat yapılarında sakallı olarak canlandırılan Dionysos daha sonraki kazılarda çıkan eserlerde kadınsı görünümlü bir genç olarak betimlendi. Pamukkale’de bulunan Dionysos heykeli o zamanki sansür yasaklarından nasibini aldı ve bu da cinsiyeti hakkında çelişkili yorumlar yapılmasına yol açtı. Bu çelişki 1998 senesine kadar sürdü. Bu senelerde aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi Antalya’nın Kemer ilçeside Robinson Club’da çıkartılan elinde şarap kadehi ve Bacchalar tarafından şarap servisi yapılan ile bir Dionysos heykeli, bu konuya açıklık getirdi ve artık harbi bir delikanlı olarak betimlendi.Eski Yunanlarda şarap tahta fıçılarda, keçi derisinden yapılmış tulumlarda ya da toprak amforalarda saklanır, hava almasını önlemek için ağzı yağlı bezle kapatılırdı. Yine o dönemlerde Yunanistan’da şarap suyla karıştırılarak içilirdi ve su katılmadan içilen şarabın taşkınlıklara yol açacağı sanılırdı. Bu işlem için kendi aralarında bazı ilginç yöntemler de geliştirdikleri olurdu. (Şarap ve suyun karıştırılması ile ilgili o dönemlere ait bir resim günümüze kadar ulaşmıştır.)Şarabın tarihçesi içinde, deneme yanılma yöntemi en büyük faktör olmuş ve bu sayede günümüzde kullanılan modern makinaların gelişimi sağlanmıştır. Eski dönemlerde ilkel aletlerle toplanan üzümler şaraphaneye taşınır ve şıraları alınırdı. Toplanan üzümlerden şıra almak için uzun seneler kullanılan ayakla ezme yöntemi yerini giderek modern makinalara bıraktı. Sanayi sektörüne girmeyen bazı yöresel şarap üreticileri günümüzde hala bu metodu uygulamaktadırlar. Geniş ve yerden bir metre kadar yükseklikteki açık bir fıçıya giren kişiler bu işlem için kesinlikle çıplak ayak kullanırlar. Aşağıdaki resimde çıplak ayakla üzüm ezen insanları görüyorsunuz.Buradan alınan şıralar ilk şıralardır ve bu ilk şıralardan yapılan şaraplar oldukça pahalıdır. Hele bu şıraların elde edildiği bölgeler, Bordeaux, Médoc bölgelerinin, Pauillac, St.Estephe, Margaux veya St. Julien gibi tescilli bölgeleriyse, el yakacak kadar pahallı olup, “Château, Récolte, Mis (ya da Mise) en bouteille au Château, Grand Vin, Cru Classé, Premier Cru” gibi kıvrım kıvrım süslü yazılarla dolu şatafatlı etiketlere sahiptir. Gerçek hayatta bu tür şaraplara sahip olabilenler, tüccarlar, bankerler, yaşlı rock yıldızları, başbakanlık danışmanları, Yargıtay hakimleri, ünlü spor kulüplerinin yönetim kurulu başkanları, okkalı bir davayı kazandıktan sonra çantasından sarkan fazlalıkları bu tür şaraplara yatıran avukatlar ve bedava olduğu zaman gözleri ışıldayan benim gibi kişilerdir. Sol yanda bu şaraplarda bulunan etiket örneklerinden bir görünüm var.Tarihsel süreç içerisinde şarap şişelerinin mantarları da önemli gelişmeler kaydetmiştir. Şarap teknolojisinde şişelerin kullanılmaya başlamasından sonra 17. yüzyıldan itibaren dar ağızlı şişelere geçiş olmuş ve bu şişelerin ağızlarını kapatmak amacıyla mantarlardan istifade edilmiştir. Şişe mantarları Latince ismi Quercus Suber olan mantar meşelerinin kabuklarından üretilen mantarlardır. Tarihte ilk kez Roma ve Yunanlılar mantarı amforaları mühürlemek ya da boğazda lüfer akını sırasında misina oltaları sarmak amacıyla kullandılar. Mantarlar, 1680’li senelerden sonra Fransa’nın Champagne iline bağlı Hautvillers kasabası manastırının baş rahibi Dom Pierre Pérignon’un çalışmalarıyla, elastik özelliğinden dolayı şişe mantarlarında tıkaç amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. Sağ yandaki resimde iyi bir mevsim sonrası Quercus Suber adı verilen mantar ağacından toplanmış taze mantarları görüyorsunuz.Tarihsel ve mitolojik olarak şarabın bazı önemli gelişmelerini özetledikten sonra şimdi sıra yorumlara geldi. Yani degüstasyon. Degüstasyon bir şaraba kalitesini vermek için yapılan görme, koklama ve tatma olaylarının tümüdür. Degüstasyon yalnızca şarabın kalitesini belirlemek için değil, aynı zamanda şarabın kusur ve hastalığını da belirlemek amacıyla yapılır. En önemlisi de çevrenizde bulunan kişilerin anlayamayacağı sözcükleri bir araya getirerek hava atılan yorumlardır. Şarapların görünüş, koku, tat ve karakterlerini niteleyen bazı sözcüklerin karşılığı aşağıda verilmiştir.Görünüm :Yeşil altın:Alyans rengi, yeni şarap ve yeni evliler kullanır.Altın: Kahverengi ile sarı arasında bir renk.Yakut: Parlak canlı kırmızı.Amber: Yanık şeker tonu. Bence denemeyin sorunlu olabilir.Berrak: Arkasını gösteriyor yani içinde üzüm parçaları, asma çubukları ya da bağcının çorapları gibi yabancı maddeler yok.Şaffaf: Bardağın arkasında görünen gerçekten uzun süre bakmaya değerse (kalın bir bankonot gibi) berrak sözcüğü yerine kullanılır.Parlak (canlı): Kesinlikle bardak temiz.Bacak: Şarabı hafif sallarsak bardak içinde oluşabilecek uzun çubuklar.  (Kafanızdan geçen bacağı yakalamak için daha çok sallarsınız.)Zengin: Numara yapmayın, şişenin fiyatını kesin biliyorsunuz.–KokuÇeşitli meyve kokuları: Jackfruit, Karambola, Passion Fruit, Marula, Pitaya gibi meyvelerin ayrı kokuları. Biliyormuş ve her akşam yiyormuş gibi davranın.Etkileyici: Burun direğinizi sızlattı. Kamçılayıcı : Gözleriniz yuvalarından fırladı.Kaba : Burnunuzu bardağa fazla sokmuş olabilirsiniz.İnce: Varlığı ile yokluğu ayırt edilemiyor.İddiasız: Belki de içtiğiniz şarap değil. Markette şarap diye başka bir şey sattılar size.Şarapta koku yok: Muhtemelen burnunuzu şaraba fazla soktunuz burun delikleriniz tıkanmıştır.Parfümsü: Elinizi bardağa fazla yaklaştırdınız. Aslına kokan elinize sinmiş kendi parfümünüz.Bukeli: Şarapta kültürlü kimselerin hoş koku yerine kullandıkları sözcük.Uçucu : Kokuyu çözemediyseniz söyleyin gitsin.–TatKalıcı: Fıs fıs İsmail’in ağız spreyi bile fayda etmiyor.Isıtıcı: Şarabı uzun süre ocağın yanında unutulmuş olabilirsiniz..Yuvarlak: Tırmalamadan gidiyor. Gene şarap kültürünü ulu orta kullanan insanların bir sözcüğü.Lezzeti yerinde: İki kadeh iç yemek yeme.Sağlıklı : Lezzeti yerinde.Tırmalayıcı: Diş mineleri, diş etleri, damak ve dil gitti.Yumuşak: Şarabı içerken nefes de alabiliyorsunuz. Sanki hafif şekerli gibi.Sinirli : Ekşilik fazla, içince sanki adamın aklına Balyoz, Ergenekon vs. her şey geliyor.Korse: Eskimiş tam gövdeli şarap.Ne dersiniz ? ilginizi çekti mi ? Ama daha yüzde birini bile konuştuk sayılmaz. Ee geri kalanları da karşılıklı konuşuruz. Üstelik sadece şarap değil, şarabın akrabalarından da konuşabiliriz. Örneğin; sekiz bin senelik göç içinde Fransa’nın Epernay ve çevre ilçelerine yerleşmiş ama zamanla en fazla köşeyi dönen şarabın amca oğlu Champagne, İspanya’da iyi bir hayat süren teyze kızları Sherry ve İtalya’ya yerleşmiş ve orada Torino üniversitesinde kariyer yapmış enişteleri Vermut’lar gibi. Soldaki resim mi ? Ha onlar da benim haremim. Korkmayın birçok sevgilim var, (beyaz ve kırmızı, orta yaşlı ve ya genç) ama kavga etmezler, iyi anlaşırlar.Raci BOSTANCI   Raci Bostancı’nın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.Raci Bostancı Kimdir? Raci Bostanci About the Author Latest Posts Sommelier gözüyle şarap: Şarap sos eşleşmesi 1 16 Şubat 2024 Raci Bostancı: Benim Gözümden Şarap 26 Aralık 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 2 15 Kasım 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 5 Kasım 2023 Sommelier gözüyle şarap 6: Châteauneuf du Pape 30 Ekim 2023 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Raci Bostanci Biyografinin Tamamını Gör [...]
12 Ağustos 2023Gastronomi / Gündem / Raci Bostancı / UZMAN GÖRÜŞÜ / YazarlarDeğerli şarap sever ve gastronomiye değer veren dostlarım. www.hotelrestaurat.com.tr ilk yazılarımı ilk bölümünü şarap servisinin tarihsel gelişiminin bir özetini sunmakla başladım. Bu güne kadar yayınladığım 4 adet oldukça kalın şarap kitaplarımın tanıtım yazılarında “Şarabı bütünüyle tanımanın ve şarap hakkında yorum yapmanın tek yolu topraktan başlayarak üzümü, üzümden şarap üretimini ve şarap türlerini, sonra dünya şarapçılığını ve sistemlerini tanımak ile mümkündür” sözümü hep yazmışımdır. Üretilecek ve üzerinde yorum yapılacak şarabın iyiliği ve kalitesi, onu yapan üzümle son derece ilgili olduğundan şaraptan önce üzümü tanımak yerinde olur. Üzüm Asmagiller (Vitaceae) familyasının, Vitis cinsinin,  Vitis Vinifera türünde yer alan asma bitkilerinin salkım halindeki tatlı ve sulu meyvesidir. Doğada tüm canlılar Latince 2 isimle adlandırılır. Yandaki şemada da görüldüğü gibi Vitis bu meyvenin cins adıdır. Diğeri, yani Vinifera ise Epitet adıdır. Bu o türün bütün özelliklerini toplamıştır. Örneğin salkımlar halinde meyvesi olması, yaprak boğumları, sürgün yapıları vs. gibi. Her zaman kullanılmasa da bu tür isimlerin sonunda bir de L harfi bulunur. Vitis Vinifera sonunda göreceğiniz L harfi tüm canlıları gruplandırma ve isimlendirme işlemini yaratan şahsın (Carl Linne) nin soyadının ilk harfidir. Vitis ile Vinifera birlikte söylendiğinde cins adı oluşur. Sonra gelecek üzümün ismi ise aslında familyasını içerir. VitisVinifera altında Vitis Vinifera Sylvestris ve Vitis Vinifera Sativa olmak üzere 2 adet alt versiyonu vardır ve diğer alt versiyonlar da bu tür asmalardan türetilmiştir. Özellikle Vitis Sylvestris yabani bir tür olup Karadeniz sahillerinin denize yakın ormanlarında kendi başına yetişmektedir. Oldukça kokulu bir mor üzümdür. Ancak hiçbir yabani asma türü günümüz şarapçılığına uygun değildir. Üretilen tüm şarapların asmaları ehlileştirilmiş türlerdir. Bu ehlileştirme ve asma üretimi ne zaman başlamıştır? Aslında yapılan çalışmalar asmanın kökenini Kreatese Dönemi olarak bilinen dinozorlar dönemine, yani bu dönem 142 – 65 milyon sene öncesine dayanır. O döneme ait fosillerde Asmanın genine rastlanıyor. Ancak insanın üzüm ve şarap üretimi Neolitik çağ ya da yontma taş devri denilen bir döneme kadar uzanır. Bu dönem 9000 ile 5000 seneleri arasındadır. O döneme kadar asma ziraatının yapılması zaten olanaksızdı. Zira en yakın dönem Paleolitik ya da diğer ismi ile cilalı taş dönemi olup yaşam akşamları mağaralarda, sabahları ise avcılıkta geçen bir dönemdi. Neolitik çağ aynı zamanda ilk yerleşik düzene geçiş çağı olup aynı zamanda tarım ve hayvancılığında başlangıcı olmuştur. Geliştirdikleri ev aletleri ile torağı işlemişlerdir. Her ne kadar aşılama doğada kendi kendine gelişmiş olsa da, yine de bu dönemde yaygın olarak uygulanmaya başlamıştır. Üzüm asmasının yetiştirilmesi yani evcilleştirilmesi, Özellikle de Gürcistan’ı da içine alan Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki bir coğrafi bölgede, yani Güney Kafkasya’da MÖ 7000 ve 4000 yılları arasında, gerçekleşmiş gibi görünmektedir. Bu alan birincil evcilleştirme merkezini oluşturmuş olabilir Aslında bu bölgeden, ekili formlar insanlar tarafından Yakın Doğu, Orta Doğu ve Orta Avrupa’da yayılacaktı. Öncelikle Kafkas halkları ve ardından Mezopotamya, Mısırlılar ve Yahudiler, en iyi asmaları seçmesiyle bağcılığa başladılar. İsrail ve Lübnan’dan Suriye, Türkiye ve İran’a uzanan Bereketli Hilal olarak adlandırılan topraklarda günümüzde dünyaya yayılmış 10.000’den fazla şaraplık üzümün türetildiği topraklardır. Bu konunun son bölümünde asmanın ve üzümün yayılışını aşağıdaki bir şema ile anlatmak istedim. Yaklaşık 7000 – 6000 seneleri arasında Gürcistan’ı da kapsayan, Karadeniz ile Hazar Gölü arasında bulunan Kafkasya asmanın ilk gelişim merkezi olarak bilinir. Bunlar hem şarap üretimi için kullanılan bazı kaplar ile birlikte daha da önemlisi bulunan fosil asmaların genetik yapıları ile ilgili bulgulardır. Asma, üzüm ve onunla yapılan şaraplar daha kısa bir süre içinde Mezopotamya ve Anadolu’ya gelmiştir. Daha sonra 3000 lü senelerde Mısır ve Cenevizliler üzüm ve şarap ile tanışmışlardır. Aynı senelerde Ortadoğu’dan bir başka kol da Akdeniz üzerinden Yunanistan’a şarabı getirmişlerdir. Kara taşımacılığının daha geride olduğu o senelerde ticaretin deniz yolu ile yapılması sonucu Yunanistan üzerinden MÖ 1000 li senelerde hem İtalya’ya hem de Kuzey Afrika’ya geçilmiştir. İtalya’dan deniz yoluyla MÖ 500 lü senelerde Güney Fransa’ya ve yine deniz yolu ile Akdeniz üzerinden aynı senelerde İspanya ve Portekiz’e ulaşmıştır. Bu konu ile ilgili diğer detaylar ileri sayıda o ülkeyi işlerken yeniden verilecektir.   Saygılarımla Raci BOSTANCI   Gelecek sayı: Üzümün genel maddelerini tanıma ve olgunluk dereceleri   Raci Bostancı kimdir? Raci Bostancı’nın diğer yazılarını okumak için linke tıklayabilirsiniz.     Raci Bostanci About the Author Latest Posts Sommelier gözüyle şarap: Şarap sos eşleşmesi 1 16 Şubat 2024 Raci Bostancı: Benim Gözümden Şarap 26 Aralık 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 2 15 Kasım 2023 Bir Hollanda Klasiği: Gin 5 Kasım 2023 Sommelier gözüyle şarap 6: Châteauneuf du Pape 30 Ekim 2023 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Raci Bostanci Biyografinin Tamamını Gör [...]
26 Mayıs 2020Gastronomi / Gündem / Orhan Genceli / Yazarlar“Nörogastronomi beyinle başlar ve onun yiyecekle ilgili duyumları nasıl yarattığını sorgular” Orhan Genceli Birkaç yıl önce bir yurtdışı seyahatimde yanımda oturan bir yol arkadaşımın elindeki dergide gözümün kenarı ile yarım yamalak okuduğum ve Gastronomi yazısını görünce dikkatimi çeken Nörogastronomi deyimiyle ilk kez o zaman karşılaştım. Dergi İngilizceydi ve kendisi de nörolog doktor olan yol arkadaşımın anlattığına göre nöroloji biliminin gastronomiye etkisi ve bu alandaki ürün yönetimi ve pazarlamada kullanılacak bir bilimsel makale olduğunu belirtti. Acaba bizi ilgilendiren bir şey mi diye merakıma yenik düşerek makalenin ve yazarının adını not almıştım. Geçen yıl evimi taşıyınca tesadüf yazarın isimi ve makale notu olan defterimi tekrar bulunca, hemen hazreti Google da yokladığımda, karşıma bu sefer aynı kişinin yazdığı kitap çıktı. Neurogastronmy Gordon M. Sheperd, meğer 2013 yılında yayınlanmış kitabı ve aradan 7 yıl geçmiş hemen bir heyecanla Amazondan dijitalini satın aldım. Bir hevesle okudum ama maalesef hiç bir şey anlamadım. Tabi ki bahsedilen konuların bir çoğuna yabancıydım. Nörogastronomi yi anlamak için önce Nöropazarlamayı da bilmek lazımmış derken birkaç kitap ve makale okuduktan sonra, dehşete kapıldım ve hemen bizim sektörde her yöneticinin rekabet edebilmeleri için, pazarlamanın günümüzde ne kadar üst düzey bilim, bilgi ve tecrübenin gerektirdiğini paylaşmak istedim. Yemek yemek mutlu eder. Sevdiğimiz besinlerin tadı bizi mutlu edecek kadar güzeldir; zaten onları bu yüzden severiz. Doğanın nimetlerinin bu mutluluk verici özelliği de aslında neslimizin devamını sağladı. Dahası, hayatta kalmak için yiyen diğer hayvanlardan farklı olarak, tarih boyunca yediklerimizin tadını daha da iyileştirmek için tarım ve hayvancılıkta, mutfakta, besin endüstrisinde, biyoloji ve kimyada sürekli olarak çabalıyoruz. Bu çabaların en güncel alanlarından biri de nörogastronomi. Baştan söylemek gerek, besinlerin duyularımızı, dolayısıyla sinir sistemimizi uyarma şekilleri hâlihazırda gastronominin ana ilgi alanı. Nörogastronomi, bu bağın araştırılmasında bir adım ileri giderek şefleri ve bilim insanlarını (kesin olmak gerekirse nörologları) buluşturan yeni ve heyecan verici bir çalışma alanı. Illustration MollyFerguson Peki, yemek yemek bizi neden mutlu ediyor? Veya nasıl mutlu ediyor? Tat alma olayı doğrudan kokuyla başlıyor. Koku – tat ilişkisi iyi bilinen bir konu ve güzel besinlerin kokuları da bize güzel geliyor. Çevresel kokular insan beynindeki yaklaşık 350 koku alıcısını uyarıyor Öncelikli olarak çevresel kokular insan beynindeki yaklaşık 350 (köpeklerde 1200, fillerde2000) koku alıcısını uyarıyor. Bu alıcılar ortaklaşa harekete geçerek beyinde besinin koku profilini çıkarmaya başlıyor. Daha sonra yemeği çiğnediğimizde (ve besin oksijenle temasa geçtikçe) retronazal alıcılar damağın arkasından daha çeşitli ve daha şiddetli koku sinyalleri gönderiyor. Örneğin güzelce yahni yapılmış bir parça kuzu etinin çiğnendikçe daha da lezzetli gelmesi bu nedenden ötürüdür. Tat almada dile düşen kısım ise dilin yüzeyindeki binlerce papilla ve her birinde yer alan 50-100 tat alıcısının burundaki sayısız çeşidin aksine 5 ana tat konusunda beyne sinyal göndermesinden ibaret. Doğal olarak beynimize giden tüm bu sinyaller, yediklerimizden aldığımız hazzın derecesini belirliyor. Bu da hayatta kalma ve neslin devamını sağlıyor. Nörogastronomi tam olarak burada devreye giren, nispeten genç (10 yıllık) bir çalışma alanı. Beynimizin yediklerimizi nasıl algıladığı temel ilgi alanı. Alanın öncülerinden, belki de isim babası benim kitabın yazarı, nörolog Gordon M. Shepherd, 2012’de yazdığı ve 2013 yayınladığı, “Neurogastronomy” eserinde tam olarak bunu açıklama çabasında. Kitap koku duyusunun tadı nasıl oluşturduğu sorusuyla başlıyor ve bunun toplumsal ve psikolojik sonuçları, yemek yeme alışkanlıkları, duygular, anılar ve bağımlılık üzerine etkileriyle devam ediyor. Dahası sağlıklı beslenme ve yeme bozuklukları konularında bilimsel temeller oluşturuyor. Daha sonra Yrd. Doç. Dr. Özay Yıldız‘ın internette bulduğum makalesinde ise; Bu konu ayrıca, Uluslararası Nörogastronomi Topluluğu’nun 2015’te düzenlediği ilk kongrede de ele alındığını, Yeme bozukluğu, çeşitli besinleri, özellikle katkı maddesi içerenleri tükettikten sonra beynin salgıladığı kimyasallara bağımlı hale gelmemizle ilgili bir durum olduğunu belirtiyor. Nörogastronominin uygulama alanlarından bir diğeri, beynimizin yemekleri nasıl algıladığından hareketle, bu algıyı “kandırmaya” yönelik. Bu besinlerin tadının “gerçekte” iyileştirilmesine yönelik çabalardan oldukça farklı bir uğraş. Bunun amacı sağlıklı besinleri beynin daha lezzetli algılamasını sağlamak. Tıbbi açıdan bir uygulama daha söz konusu; Parkinson, Alzheimer, kanser gibi tat alma duyusunu bozan ve yaşam kalitesini düşüren hastalıklarla yaşayan insanların yemeklerden yeniden tat almasını sağlamaya yönelik umut verici çalışmalar bulunmakta. Dahası, Yrd. Doç. Özay Yıldız hoca diyabet ve özellikle çocuk obezitesi gibi tatsız konularda da uygulanabilirliği var. Örnek bir araştırma, obez çocukların tat alıcılarının yağları algılamada daha yetersiz olduğu sonucunu verdiğini belirtiyor. Bir diğer çalışma alanı ise diğer duyuları da işin içine alıyor. Servise sunulan tabakların görselliğinin konuk tatminine etkisi artık çok iyi bilinen bir konu. Bunun yanında restoran alanında kullanılan renklerin iştah, sipariş, salonda geçirilen süre gibi pek çok etken üzerinde etkili olduğu da biliniyor. Doğanın nimetlerinin farklı antioksidanlar içeren renk kodları ve bunların iştah açıcı özellikleri çok uygun bir örnek. Kırmızılar iştah açar, sarı ve turuncular bizi susatırken, maviler iştah kapatıyor. Fastfood restoranlarının sandalye devir hızını artırmak için kahverengi masalar kullandığı da iyi bilinen bir başka örnek. Nörogastronomi, konukların tüm duyularına hitap eden yeni bir yiyecek – içecek deneyimi vadediyor. Tüm duyular kümülatif olarak yemek deneyimini oluşturuyor. Farklı dekorasyon, ışıklandırma, müzik, koku, ses gibi uygulamalarıyla konuğun algısı şekillendiriliyor. Yeme – içme deneyimini iyileştirme arayışında bir çalışma, servis donanımının tat algısına etkisine yoğunlaşarak, örneğin beyaz tabakların yemekleri daha şekerli, hafif kaşıkların besinleri daha yoğun algılamamıza neden olduğu ve servis için en uygun çatal – bıçakların ağır olanlar olduğu gibi sonuçlara ulaşmanın eseri de bu bilimden kaynaklanıyor. Nörogastronomi oldukça genç bir bilim alanı ve genç olan tüm bilim alanları gibi olumlu ve heyecan verici umutlar veriyor. Tat ve kokuyu düzenleyen sinirsel ağ hakkında bilgilerimiz arttıkça, yemeklerden neden ve nasıl haz aldığımız konusundaki anlayışımız gelişeceği gibi, yeme bozukluklarına karşı elle tutulur sonuçlar da alacağımızı umabiliriz. Bunun yanında, örneğin gastronomi turizminde duyuların olumlu duygu ve hatırlanabilir deneyim oluşumundaki rolü düşünüldüğünde, nörolojinin Gastronomi turizme de destek sağlayacağını aşikardır. Size uzun olmasın diye Nörogastronomi’nin ürün yönetimi pazarlamasında nasıl bir sonraki yazımda değineceğim. Ne diyeyim yediklerinizin arkasında bu tür hikayeler olsa da, mutlu olun.. Afiyet olsun. Orhan GenceliGNC Otel ve Restaurant Danışmanlık Editor About the Author Latest Posts KÜLTÜRPARK’TA BÜYÜK BULUŞMA: İZKİTAP BAŞLIYOR 18 Nisan 2026 BOMONTİ’DE DENEYİM ODAKLI GASTRONOMİ YÜKSELİŞTE 18 Nisan 2026 ŞEHİRLERDE ALAN DARALIYOR: MİKRO-MİMARLIK %30 VERİM VADEDİYOR 18 Nisan 2026 ŞANLIURFA’NIN DÜNYA GASTRONOMİ ŞEHRİ ADAYLIĞI İSTANBUL’DAN DÜNYAYA DUYURULACAK 18 Nisan 2026 SIRENA SUPERYACHTS 42M İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI 18 Nisan 2026 Fact Checked & Editorial Guidelines Our Fact Checking Process We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards: Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts. Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy. Reviewed by: Subject Matter Experts Our Review Board Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance. Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge. Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards. Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness. Look for the expert-reviewed label to read content you can trust. Editor Biyografinin Tamamını Gör [...]
Fact Checked & Editorial Guidelines

Our Fact Checking Process

We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards:

  1. Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts.
  2. Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources.
  3. Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts.

Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy.

Reviewed by: Subject Matter Experts

Our Review Board

Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance.

  • Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge.
  • Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards.
  • Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness.

Look for the expert-reviewed label to read content you can trust.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir