26 Aralık 2023Gastronomi / Gündem / Raci Bostancı / Şarap Kültürü / YazarlarDeğerli şarapsever ve turizm otelci dostlarım. Bu defa değişik bir yazım ile sizleri tanıştırmak istedim. 2000 li yılların başında, o dönemlerde daha internetin emeklemekte olduğu senelerde İnternet’te giriş sadece Süperonline ile gerçekleşiyordu. Kopmaların çok sık olduğu, tutunmak için büyük çabalar verilen Superonline servisinde birkaç tane de sohbet odaları vardı. Bu odalar içinde en gözde olan ve on binleri katlayarak aşan üyeleri ile edebiyat odasıydı. Edebiyat bölümü bazı günlerde herkesin katılacağı yazı veya sayfa dizaynına dayanan yarışmalar düzenlerdi. İşte o günlerde benim bu yazım fazlasıyla ilgi gördü ve birinci olup haftalarca gündemde kalmıştı. Bu metni daha sonra biraz daha güncelledim ama özünden uzaklaşmadım.Şarap denince insanların aklına alkollü bir içki türü gelir ancak unutmamak gerekir ki şarap öncelikle tabiatın bir meyvesidir. Onunla tanışmam 1970’li yıllarda Turizm Otelcilik sektörüne atılmamla oldu. O yıllarda şarap fazla bilinmiyordu. Özellikle Sheraton otelinde askerlik öncesi döneminde asistan sommelier olarak görev aldığımda şarapla da tanışmaya başlamıştım. Aslında asistan Sommelier, O dönemin ünlü maitre d’hotel’nin benim ortalıkta fazla görünmemem için yarattığı bir branş olduğunu tahmin ediyorum. Ancak bu pozisyon daha sonra Fransa’da rağbet gördü. Belki maitre d’hotel terimini bilmeyen arkadaşlar vardır. Bende biraz geç öğrendim. Fransızcada “yeme içme sanatını iyi bilen, devamlı frak giyen, olur olmaz her şeye sinirlenen, asla ayık gezmeyen, içecek bir şey bulamazsa bile flambe arabalarının içkilerini içen, tıknaz kişi” anlamında Fransızca bir kelime olup maitre d’hotel yazmasına karşın aslında metrotel olarak okunur. Ama neden öyle yazıldığı hakkında bir fikrim yoktur.O dönemlerde bir tür şov servisi olan ve adına Flambe denen alevli yemekler misafirin masasının yanında yapılırdı. Aslında Flambe Fransa’da acemi aşçıların çalıştığı restoranlarda uygulanmaya başlamış ve hızla bütün dünyaya yayılmış bir servistir. Ancak bu servisin yapılması beceri ister zira tehlikelidir. O dönemlerde özel dizayn edilmiş tüplü arabalar masaya yanaştırılır ve hemen misafirin yanında bu alevli yemekler yapılırdı. Benim ilk flambe yapmamdan sonra bu arabalarda çok önemli bir eksik olduğu saptandı ve otele yeni alınan arabaların iki yanına küçük 2 şer adet de yangın söndürücü takmışlardı. Aşağıdaki resimde benim ilk flambe yaptığım restoran görülmektedir.Şarap bütün uygarlıklarda en asil içki olarak ün yapmış, en çok içilen içki olmuştur ve bugün bile aynı konumunu korumaktadır. Şarap sadece alkollü bir içki olarak değil, aynı zamanda üzüm değerinde de önemli bir rol oynar. Özellikle büyük bağcı ülkelerde şarap öncelikle bir üzüm değerlendirme aracıdır. Ülkemizde ise benim sommelier olarak başladığım günlerde şarap, sadece yurt dışına gidip gelen, lobicilikte ilgi alanı uyandırıp hava atan kalın enseli beyefendiler ile sürdükleri kokulardan şarabın gerçek kokularını arka plana atan, onların müstakbel eşlerinin tekelindeydi. Bunun dışında ise şarap liseli yıllarımızdaki ilk hüzün gözyaşlarımızın, ilk terk edilişimizin, ilk sevdiğimizi zannetmişliğimizin, ilk…, ilk…, ilklerin (buradaki…lere kendi ilklerinizden birini koyabilirsiniz) bizimle paylaşımcısı olmuş, ya bir öğrenci içeceği ya da günümüzde varoş olarak adlandırılan sınıfın ucuz eğlencesi olarak kalmıştı.Gerçi hayatımda hiç babasından aldığı okul harçlığını şarap parasına yatıran, hatta şarabı içtikten sonra ölen bir köpek görmedim ancak nasıl olmuşsa olmuş, bu liselilerin ya da varoşların içtikleri şaraplara bugün bile geçerli olan “köpek öldüren” adını takmışlardı. Bu arada köpeklerin baş düşmanı olan Kötü kedi Şerafettin’in de favori içeceğidir.Devir değişti; şarap uzmanlığı her çevrede geçer bir yatırım haline geldi. Artık siz de bir şarap uzmanı olabilir ve birçok hoş insanla tanışabilirsiniz. Çevrenizdekilere o biçim hava atabilirsiniz. Her ne kadar birçok ansiklopediye bile sığmayan karmaşık bir yapı gibi görünse de, hayattaki bütün güzel şeyler gibi atla deve olmayan bir konudur şarap. Ancak biraz uğraşılırsa çok özel ve etkileyici bir havaya da sokulabilir. Yeter ki siz, diğer kişilerin bilmesi asla mümkün olmayan özel terim ve deyimleri, şarap sözlerinin arasına mantıklı bir şekilde serpiştirmesini becerebilin. Aynı bir flört devresi gibi, şarap da ana bir temanın sonsuz çeşitlemelerle daha keyifli ve zevk alınabilir hale getirilmesinden ibarettir. Ancak sözünü ettiğim zevk kaynağından farklı olarak şarap, sık sık flört değiştirmenin kesinlikle çok yararlı olduğu bir faaliyet alanıdır. Zira tanımadığımız bir flörtün! pardon şarabın tadından emin olmak istiyorsanız işi tesadüfe bırakmayın hemen deneyin derim. Flört değiştirme konusunda uzman sayılırım ve değiştirdiğim flörtlerin resimlerini de arşivlerimde saklarım. Bu flörtlerimin sadece bir kısmı yan tarafta görülmektedir.
“Eğer sözü edilen flörtün hangi oranda deneneceği tam olarak bilinse ve buna uyulsa, gerçekten sonsuza dek yaşanır, doktorlara ve mezarlıklara hiç ihtiyaç olmazdı…”
(Bu benim uydurduğum bir atasözü ama bence cuk oturdu.)Yunanlılar ise Bacchus’ü (Bacchus = Dionysos) şarabın kaşifi olarak tanırlar. Dionysos şarap ve coşkunluk tanrısı olarak bilinir. Girit Nüfus Müdürlüğünden elde edilen o döneme ait bilgilere göre Thebai Kralı, Katmos’un kızı olarak bilinen Semele ile Zeus’un oğludur. Ancak bu birleşmeyi kıskanan Zeus’un gerçek karısı Hera, Semele’yi yok eder. Dionysos’u kurtaran Zeus onu baldırına yerleştirir ve erişinceye değin orada saklar. Böylece Dionysos ikinci kez doğar ve Nysa adındaki düşsel bir dağın perileri olan Bakkhalar tarafından büyütülür. Böylece doğanın özsuyunu simgeleyen Dionysos’un onuruna verilen Bacchanalia şenlikleri doğar. Bu şenliklerde Bacchalar adı verilen düşsel periler bir araya gelir, şarkılar söylenir kantolar oynanır, talk show’lar yapılır ve o senenin ilk şarapları tadılırdı. Aşağıdaki mitolojik resimde Bakkhalar adı verilen düşsel perilerin yeni bir rekolte şarabın üretim sonrası verilecek şenliklere hazırlık dönemlerini gözlüyorsunuz. Boşuna hayal kurmayın, zira bu periler düşsel periler olup görülmezler.İzmir’in Bergama ilçesinde, Dionysos’u elinde salkımla gösteren MÖ 3.yüzyıla ait bir kabarta seramik eserin bulunması ve ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan kazılarda üzüm ve şarapla ilgili birçok motifin ortaya çıkarılması, Türkiye’de bağcılık ve şarapçılığın geçmişte önemli derecede gelişmiş olduğunun kanıtlarıdır. Ancak erken dönem sanat yapılarında sakallı olarak canlandırılan Dionysos daha sonraki kazılarda çıkan eserlerde kadınsı görünümlü bir genç olarak betimlendi. Pamukkale’de bulunan Dionysos heykeli o zamanki sansür yasaklarından nasibini aldı ve bu da cinsiyeti hakkında çelişkili yorumlar yapılmasına yol açtı. Bu çelişki 1998 senesine kadar sürdü. Bu senelerde aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi Antalya’nın Kemer ilçeside Robinson Club’da çıkartılan elinde şarap kadehi ve Bacchalar tarafından şarap servisi yapılan ile bir Dionysos heykeli, bu konuya açıklık getirdi ve artık harbi bir delikanlı olarak betimlendi.Eski Yunanlarda şarap tahta fıçılarda, keçi derisinden yapılmış tulumlarda ya da toprak amforalarda saklanır, hava almasını önlemek için ağzı yağlı bezle kapatılırdı. Yine o dönemlerde Yunanistan’da şarap suyla karıştırılarak içilirdi ve su katılmadan içilen şarabın taşkınlıklara yol açacağı sanılırdı. Bu işlem için kendi aralarında bazı ilginç yöntemler de geliştirdikleri olurdu. (Şarap ve suyun karıştırılması ile ilgili o dönemlere ait bir resim günümüze kadar ulaşmıştır.)Şarabın tarihçesi içinde, deneme yanılma yöntemi en büyük faktör olmuş ve bu sayede günümüzde kullanılan modern makinaların gelişimi sağlanmıştır. Eski dönemlerde ilkel aletlerle toplanan üzümler şaraphaneye taşınır ve şıraları alınırdı. Toplanan üzümlerden şıra almak için uzun seneler kullanılan ayakla ezme yöntemi yerini giderek modern makinalara bıraktı. Sanayi sektörüne girmeyen bazı yöresel şarap üreticileri günümüzde hala bu metodu uygulamaktadırlar. Geniş ve yerden bir metre kadar yükseklikteki açık bir fıçıya giren kişiler bu işlem için kesinlikle çıplak ayak kullanırlar. Aşağıdaki resimde çıplak ayakla üzüm ezen insanları görüyorsunuz.Buradan alınan şıralar ilk şıralardır ve bu ilk şıralardan yapılan şaraplar oldukça pahalıdır. Hele bu şıraların elde edildiği bölgeler, Bordeaux, Médoc bölgelerinin, Pauillac, St.Estephe, Margaux veya St. Julien gibi tescilli bölgeleriyse, el yakacak kadar pahallı olup, “Château, Récolte, Mis (ya da Mise) en bouteille au Château, Grand Vin, Cru Classé, Premier Cru” gibi kıvrım kıvrım süslü yazılarla dolu şatafatlı etiketlere sahiptir. Gerçek hayatta bu tür şaraplara sahip olabilenler, tüccarlar, bankerler, yaşlı rock yıldızları, başbakanlık danışmanları, Yargıtay hakimleri, ünlü spor kulüplerinin yönetim kurulu başkanları, okkalı bir davayı kazandıktan sonra çantasından sarkan fazlalıkları bu tür şaraplara yatıran avukatlar ve bedava olduğu zaman gözleri ışıldayan benim gibi kişilerdir. Sol yanda bu şaraplarda bulunan etiket örneklerinden bir görünüm var.Tarihsel süreç içerisinde şarap şişelerinin mantarları da önemli gelişmeler kaydetmiştir. Şarap teknolojisinde şişelerin kullanılmaya başlamasından sonra 17. yüzyıldan itibaren dar ağızlı şişelere geçiş olmuş ve bu şişelerin ağızlarını kapatmak amacıyla mantarlardan istifade edilmiştir. Şişe mantarları Latince ismi Quercus Suber olan mantar meşelerinin kabuklarından üretilen mantarlardır. Tarihte ilk kez Roma ve Yunanlılar mantarı amforaları mühürlemek ya da boğazda lüfer akını sırasında misina oltaları sarmak amacıyla kullandılar. Mantarlar, 1680’li senelerden sonra Fransa’nın Champagne iline bağlı Hautvillers kasabası manastırının baş rahibi Dom Pierre Pérignon’un çalışmalarıyla, elastik özelliğinden dolayı şişe mantarlarında tıkaç amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. Sağ yandaki resimde iyi bir mevsim sonrası Quercus Suber adı verilen mantar ağacından toplanmış taze mantarları görüyorsunuz.Tarihsel ve mitolojik olarak şarabın bazı önemli gelişmelerini özetledikten sonra şimdi sıra yorumlara geldi. Yani degüstasyon. Degüstasyon bir şaraba kalitesini vermek için yapılan görme, koklama ve tatma olaylarının tümüdür. Degüstasyon yalnızca şarabın kalitesini belirlemek için değil, aynı zamanda şarabın kusur ve hastalığını da belirlemek amacıyla yapılır. En önemlisi de çevrenizde bulunan kişilerin anlayamayacağı sözcükleri bir araya getirerek hava atılan yorumlardır. Şarapların görünüş, koku, tat ve karakterlerini niteleyen bazı sözcüklerin karşılığı aşağıda verilmiştir.Görünüm :Yeşil altın:Alyans rengi, yeni şarap ve yeni evliler kullanır.Altın: Kahverengi ile sarı arasında bir renk.Yakut: Parlak canlı kırmızı.Amber: Yanık şeker tonu. Bence denemeyin sorunlu olabilir.Berrak: Arkasını gösteriyor yani içinde üzüm parçaları, asma çubukları ya da bağcının çorapları gibi yabancı maddeler yok.Şaffaf: Bardağın arkasında görünen gerçekten uzun süre bakmaya değerse (kalın bir bankonot gibi) berrak sözcüğü yerine kullanılır.Parlak (canlı): Kesinlikle bardak temiz.Bacak: Şarabı hafif sallarsak bardak içinde oluşabilecek uzun çubuklar. (Kafanızdan geçen bacağı yakalamak için daha çok sallarsınız.)Zengin: Numara yapmayın, şişenin fiyatını kesin biliyorsunuz.–KokuÇeşitli meyve kokuları: Jackfruit, Karambola, Passion Fruit, Marula, Pitaya gibi meyvelerin ayrı kokuları. Biliyormuş ve her akşam yiyormuş gibi davranın.Etkileyici: Burun direğinizi sızlattı.
Kamçılayıcı : Gözleriniz yuvalarından fırladı.Kaba : Burnunuzu bardağa fazla sokmuş olabilirsiniz.İnce: Varlığı ile yokluğu ayırt edilemiyor.İddiasız: Belki de içtiğiniz şarap değil. Markette şarap diye başka bir şey sattılar size.Şarapta koku yok: Muhtemelen burnunuzu şaraba fazla soktunuz burun delikleriniz tıkanmıştır.Parfümsü: Elinizi bardağa fazla yaklaştırdınız. Aslına kokan elinize sinmiş kendi parfümünüz.Bukeli: Şarapta kültürlü kimselerin hoş koku yerine kullandıkları sözcük.Uçucu : Kokuyu çözemediyseniz söyleyin gitsin.–TatKalıcı: Fıs fıs İsmail’in ağız spreyi bile fayda etmiyor.Isıtıcı: Şarabı uzun süre ocağın yanında unutulmuş olabilirsiniz..Yuvarlak: Tırmalamadan gidiyor. Gene şarap kültürünü ulu orta kullanan insanların bir sözcüğü.Lezzeti yerinde: İki kadeh iç yemek yeme.Sağlıklı : Lezzeti yerinde.Tırmalayıcı: Diş mineleri, diş etleri, damak ve dil gitti.Yumuşak: Şarabı içerken nefes de alabiliyorsunuz. Sanki hafif şekerli gibi.Sinirli : Ekşilik fazla, içince sanki adamın aklına Balyoz, Ergenekon vs. her şey geliyor.Korse: Eskimiş tam gövdeli şarap.Ne dersiniz ? ilginizi çekti mi ? Ama daha yüzde birini bile konuştuk sayılmaz. Ee geri kalanları da karşılıklı konuşuruz. Üstelik sadece şarap değil, şarabın akrabalarından da konuşabiliriz. Örneğin; sekiz bin senelik göç içinde Fransa’nın Epernay ve çevre ilçelerine yerleşmiş ama zamanla en fazla köşeyi dönen şarabın amca oğlu Champagne, İspanya’da iyi bir hayat süren teyze kızları Sherry ve İtalya’ya yerleşmiş ve orada Torino üniversitesinde kariyer yapmış enişteleri Vermut’lar gibi. Soldaki resim mi ? Ha onlar da benim haremim. Korkmayın birçok sevgilim var, (beyaz ve kırmızı, orta yaşlı ve ya genç) ama kavga etmezler, iyi anlaşırlar.Raci BOSTANCI
Raci Bostancı’nın diğer yazılarına ulaşmak için tıklayınız.Raci Bostancı Kimdir?
Raci Bostanci
About the Author
Latest Posts
Sommelier gözüyle şarap: Şarap sos eşleşmesi 1
16 Şubat 2024
Raci Bostancı: Benim Gözümden Şarap
26 Aralık 2023
Bir Hollanda Klasiği: Gin 2
15 Kasım 2023
Bir Hollanda Klasiği: Gin
5 Kasım 2023
Sommelier gözüyle şarap 6: Châteauneuf du Pape
30 Ekim 2023
Fact Checked & Editorial Guidelines
Our Fact Checking Process
We prioritize accuracy and integrity in our content. Here's how we maintain high standards:
Expert Review: All articles are reviewed by subject matter experts.
Source Validation: Information is backed by credible, up-to-date sources.
Transparency: We clearly cite references and disclose potential conflicts.
Your trust is important. Learn more about our Fact Checking process and editorial policy.
Reviewed by: Subject Matter Experts
Our Review Board
Our content is carefully reviewed by experienced professionals to ensure accuracy and relevance.
Qualified Experts: Each article is assessed by specialists with field-specific knowledge.
Up-to-date Insights: We incorporate the latest research, trends, and standards.
Commitment to Quality: Reviewers ensure clarity, correctness, and completeness.
Look for the expert-reviewed label to read content you can trust.
Raci Bostanci
Biyografinin Tamamını Gör [...]